Bu güzel kitaba kütüphanede rastladım, öncesinde duymamıştım ama bayılacağımı bilerek ödünç aldım bugün de aklım, kalbim kalarak teslim ettim. İçinde vasat/ortalama öyküler ve çok iyi öyküler vardı. İran prangalarından kurtulsa sanatın ve kültürün diyarı olurdu. Ve kültürümüzün düşündüğümüzden de yakın olduğunu gördüm. Bazı öykü karakterleri sanki bizimle yaşayan her gün gördüğümüz, duyduğumuz ya da tarihin bir kıvrımında rastlaşmamızın mümkün olduğu insanlardı.
Ağırlıklı olarak kadın yazarların öykülerini daha çok beğendim Simin Danişver gibi birkaç ismi not ettim, kitaplarını okuyacağım.. Kitapta başarılı öyküleri yer alan yazarların biyografilerinde dikkatimi çeken bazı detaylar oldu. Çoğu yazar, hikayelerini yazdıkları kendi memleketlerinde barınamamış..
Orası ayrı bir tez konusu ama duygusal açıdan bile dokunaklı, intiharlar ise başka bir boyut, sanatın ve kimliğin ağırlığı...
Sâdık Hidâyet-1951 yılında Paris'te intihar etti.
Bozorg Alevî-1997 yılında Berlin'de vefat etti.
Sâdık Çûbek-1998 yılında Amerika'da vefat etti.
Sîmîn Dânîşver- 1965 yılında Amerika'da SÜ'de GSF' de burslu olarak eğitim aldı.Golî Tarakkî-Amerikada felsefe okudu ve Fransa'da yaşıyor.
Şehrnûş Parsipur-Amerikada yaşıyor.
Gazale-i Alizâde- Paris Sorbone'de sinama ve felsefe eğitimi aldı. En son kendini ağaca asarak intihar etti.
Moniru Ravanîpur- Amerika'ya yerleşti.