Replika-Fatma Katırcıoğlu
8 bölümden oluşan Replika romanında hikaye karakterlerin iç seslerinden okuyucuya anlatılmaktadır. Yetimhaneden kaçan iki kız kardeş Gökçe ve Esen ile bir göl evinde izole bir hayat süren Sezen ve Haluk çiftinin iç sesleri yer yer zamanda geriye gidip tekrar reel zamana dönerek olayları anlatır. Bu dört karakterin bağlantısı romanın sonuna kadar aydınlanmaz. Romanın sonuç bölümünde sadece kısa bir kısımda Haluk’un lise arkadaşı Cem’in de olayları aydınlatma amacıyla iç sesine yer verilmiş. Romanın özellikle düğüm bölümündeki aşırı tesadüfler silsilesi ilk başta fazla romantik olarak düşünülse de çözüm bölümündeki mistik bir nedene bağlanarak damakta farklı bir tat bırakılmış. Kadın karakterler özellikle daha güçlü, becerikli ve kararlı olarak işlenmiş. Yanlış bir davranışta bulunsalar bile saf kötülüğü temsil etmiyor kadın karakterler çünkü onlara yüklenen annelik güdüsü, kadınların çocukları ve sevdiklerini koruma iç güdüleri ve kız kardeşlik temaları kadın-erkek zıtlığı üzerinden anlatılırken karakterin iyi yönlerini de vurguluyor. Romanda sadece Haluk ile annesi arasındaki anlatılan bağ gibi Sezen’in anne veya babası ile ilgili zıtlık üzerinden bir bölüm aradı gözüm. Sezen neden Haluk’a bu kadar aşık kaçmak istese de gidemiyor? Belki Sezen’in anne-baba ilişkisi üzerinden okuyucuya hissettirilebilirdi.
Romanın dili oldukça açık ve anlaşılır, yazarın çok akıcı bir anlatımı var merak ögesi ile sonuna kadar okuyucunun ilgisini cezbediyor hiç sıkılmadan keyifle okuyabilirsiniz.
Romanda pek çok konuya yer verilmiş: yetimhane koşulları, kimsesiz çocuklar, bir ilişki örneği üzerinden aşkın başlangıcı, güvensizlik, duyguların bitişi, evlilikte eşlerin davranışları, annelik, benim tabirimle kutsal kız kardeşlik, yalnızlık, kıskançlık, iyilik-kötülük çatışması, cinayet, cinnet, insanın içindeki şeytan…
Romandaki ana karakterler: Gökçe, Sezen, Esen, Haluk karşımıza aynı olayları kendi karakterlerine göre bakış açılarıyla anlatırken okuyucuyu derin bir empati duygusuna sürüklemektedir. Haluk’un lise arkası Cem’in de iç sesini de kısa bir bölümde görmekteyiz. Ayrıca Sezen’in ablası Vildan’ı; Haluk’un annesini ve Sezen’in çocukları Nisan ve Toygar’ı en son da Meriç’i ana karakterlerin anlatımından tanıyoruz. Karakterlerin fiziksel tasvirlerinden çok psikolojik çözümlemesine ve karakter betimlemelerine yer verilerek romanın hikayesi anlatılmaktadır. Karakterler sonuç bölümüne kadar ters köşe özellikleri ve davranışlarla okuyucuyu şaşırtıyor. Okurken tıpkı kendi hayatımızda karşılaştığımız insanlar gibi bizi şaşırtan karakterlerin ruh çözümlemelerini gözlemleyebiliriz.
Romanda beni en çok etkileyen olay ise yetimhaneden kaçmaya karar veren Esen’in Gökçe’yi konuşarak ikna edemeyeceğini anlayınca hazırlık yapıp bir gece Gökçe’yi hiç çağırmadan yetimhaneden çıkmaya çalıştığı kısımdı. Gökçe günlüğünü okuduğu Esen’in planını bilir ve tek başına gitmemesi için onu takip eder. Ancak yollar sonra bile beni almadan mı gidecekti sorusu beynini kemirir. İşin aslı ise Esen kız kardeşinin günlüğünü gizlice okuduğunu bilir ve onun için de hazırlık yapar çünkü çağırmasa da kalkıp peşinden geleceğine emindir.
Alıntılar:
“Bir kadın ancak çocuğunun babası olabilmişseniz yanınızda kalır.”
“Damak tadı insanın en öznel yanıdır, benim neyin tadını ne ile karıştırılınca beğeneceğim kim, hangi hakla karar verebilir?”
“Yetişkinlik hislerin toprağa gömüldüğü bir evresi mi ömrün?”
“O her daim parıltılı Artemis, ben ışığını yitirmiş Apollon.”
“Bence şahsıyla sorunu olan insan kendisine benzemeyen kişileri çekici buluyor.”
“Bana bir çok iyiliğinin dokunması Haluk’u kıskanmama neden olacaktı.”
Seda Akdoğan Atasoy