Puan vermedi·376 syf.····Okunma: 21 Ağustos 2023 21:23 "Adımın bir harfini atıyorum" diyip adından bir "y" eksiltmesiyle tanıdığımız, İkinci Yenicilerin önde gelen şairlerinden olan Cemal Süreya'nın tüm şiir kitaplarının birleşimini, kitaplarına girmeyen şiirlerini, yarım kalmış şiirlerini ve mektuplarını içeren bu kitabı bölüm bölüm incelemek daha doğru olacak sanırım.
Cemal Süreya, kendi şiirini tanımlarken "Benim şiirim erotik bir şiirdir." demiş. Bu özelliğini bilmeyen bana bir nevi sürpriz oldu. Cemal Süreya'nın ortalıkta dolaşan sözlerini çok sevdiğim için şiirlerinin tümünü okumaktan keyif alacağımı düşündüm. Ama arkadaş her şiir mi erotik olur? Şiir benim için saf duyguları temsil ettiğinden bu yönüne pek ısınamadım. Tek sıkıntı içerdiği erotizm de değildi. Cemal Süreya'nın anlatımındaki kapalılıkla da tanıştım aynı zamanda. Bazı dizeleri defalarca okumama rağmen hiçbir anlam çıkaramadım. Sanki şair şiirleri sadece kendisi için yazmış, rastgele şeylerden bahsetmiş. Orhan Veli'nin de bahsettiği şeyler çok sıradandır ve bazen anlamsızdır da fakat anlatımında kendini sevdiren bir şeyler vardır. Bu kitapta bir süre o şiirselliği bulamadım. İlk iki şiir kitabı olan "Üvercinka" ve "Göçebe" böyleydi benim için genel hatlarıyla. Bu kitapları ayrı halde tavsiye edemeyeceğim ne yazık ki. Değil sevebildiğim şiir, sevebildiğim dizelere bile nadiren rastladım. Hatta adetim olmadığı halde kitabı yarım bırakmayı bile düşündüm. Cemal Süreya'nın nasıl bu kadar meşhur olduğuna anlam veremedim.
Buraya kadar çok olumsuz konuştum, evet fakat bundan sonrası çok farklı. İlk iki kitaptan sonra bir şeyler yavaş yavaş değişmeye başladı. "Beni Öp Sonra Doğru Beni"de şiirler biraz daha felsefi bir boyuta yöneldi, anlatıma bir nebze şiirsellik eklendi ve sonrasında giderek güzelleşti. Birçok dizede kendimi, hissedip de üzerine düşünmediğimiz şeylerin kelimeleşmiş hâllerini buldum ve nihayetinde Cemal Süreya'nın ününün kaynağına hak verdim. Evet, gerçekten de usta bir şair. İlk şiirlerde erotik olmayan dize bile bulamazken ilerledikçe çok nadir karşıma çıkmaya başladı. Yazarın kendiyle beraber şiirleri de olgunluk kazanmış sanırım.
Şiirlerde çok kereler tekrarlanan bazı kavramlar fark ettim: Gözler(Güzelliği gözlerde aradığımdan benim için de çok anlamlıydı)... beyaz ten, Hamza(?) ve Afrika kıtası. Şair şiirlerinde meslektaşlarını da bol bol anmış. Sanırım en sevdiklerim kitaplarına girmeyen şiirleri oldu. Haa mektupları da çok çok güzeldi. Değinmeden bitiremeyeceğim.