212 syf.
·2 günde·6/10
Lisede çok sevdiğim bir edebiyat öğretmenim vardı. Elindekine şükür ederek hep daha fazlasını hayal ederdi. Bize öğrettiği en önemli şey buydu. Hep daha iyisini ve hep daha fazlasını hayal etmek. Okulumuzda bir kütüphane yoktu. Kimsenin bizim ruhumuzu güçlendirme gibi bir derdi de yoktu. Varsa yoksa yarış atları gibi hazırlanmak zorunda bırakıldığımız sınav çalışmaları, etütleri vardı. Diğerleri bize dağların denize paralel olduğunu öğretti o ise dağ köylerindeki çocuklara nasıl güzel bir gelecek sunabileceğimizi. Boş bir sınıf verdiler hocaya kütüphane yap diye, adam edemez vazgeçer sandılar. Önce boyadı orayı resim öğretmenimizden rica etti duvarlara resimler çizdirdi. Sonra raflar gerekti kitaplar için sanayiye bir marangoza gidip rica etti,raflar tek tek elinden geçti. Kitaplara kaldı mesele evinde sakladığı hazinesini getirdi yerleştirdi oraya.İlk aldığı kitabı da oradaydı, altını çize çize okudukları da. Başardı kimseden bir destek almadan bir kütüphane yaptı bize. Anlattı sonra edebiyatın bize ne katabileceğini, bizi sınırlandırdıkları o okul duvarlarının, yurt odalarının çok ötesinde bir dünya olduğunu kitaplarda. Bir, iki, üç... derken hergün biraz daha kalabalıklaştı kütüphane. Okuyanlar anlatmaya başladı,dinleyenler okumaya..

Sonra birgün duyduk ki Cüneyt Hoca kitap topluyor. Niye? Bizim kütüphemiz var halbuki. Meğer kütüphanesi olmayan bir okula kütüphane hayali peşinde yine bizim hoca. Koştuk yanına ne varsa bizde istedik memleketten kitaba dair gönderdik o okula. Sonra başka bir okula, başka bir okula. Geçenlerde yine konuşurken Cüneyt hocamla kitap lazım Şerife dedi. Yine bir umutla başladık toplamaya ve yolladık hocaya. Eminim şimdi birileri o kitapları okuyor. Ve eminim birileri kitap okuduğu her an bu dünya daha da güzelleşiyor.

Bu kadar uzun bir girişi yaptım. Daha da yazsam yazarım lise yıllarıma ve edebiyat hocama dair. Bu uzun girişin sebebi ise Ömer Hayyam'ı ilk hocamdan duymamdı.Divan edebiyatı,Halk edebiyatı,rubailer,dörtlükler,hicivler,taşlamalar havalarda uçuyor o zaman. Ezberle babam ezberle. Niye? Bilmem ne sınavında soracaklar.. O zamandan sonra bir daha Hayyam yoluma pek çıkmadı,adını duymadım. Geçenler de bir kitap sitesinden alışveriş yaparken gözüme takıldı ve şimdi okuma zamanı dedim onu da ekledim listeye. Dün başladım, dörtlüklerden oluştuğu için kısa sürüyor okumak. Biraz acımasız olsada Divan edebiyatında övüldüğü kadar yok Hayyam. Beklentim yüksekti başlarken beklentimi karşılamadı ama yine de hayata dair bulabileceğiniz şeyler var içinde. Okumanızı isterim. Okumanızı ve mukayese etmenizi bildikleriniz, duyduklarınız ve yazılanları.

İncelememi Hayyam'ın bir dörtlüğü ile bitirmek istiyorum.
" Okunu attı mı ölüm,sipeler boşuna ;
O şatafatlar, altınlar,gümüşler boşuna;
Gördük bütün insan işlerinin iç yüzünü :
Tek güzel şey iyilik, başka düşler boşuna. "
Hâlâ iyilik için var iken vaktimiz,koşun dostlar bir olalım hepimiz!

Keyifli okumalar. :)