Serinin en sevdiğim, benim için en güzel kitabı oldu. Mecbur araları saymazsam 24 saat gibi bir sürede bitirdim kitabı. Rina Kent okumaya neden devam edeceğim, sorusunun cevabı da oldu aynı zamanda.
Geride hiçbir soru işareti kalmayacak şekilde yazılmıştı bu kitap. İlk kitaptaki gizemler, ikinci kitaptaki eksik kalan boşluklar tamamen doluyor. Adrian ve Lia'nın bugününe odaklanmış, aile kavramı üzerinde durmuş ve bol bol Jeremy - Lia - Adrian, Adrian-Lia okuyacağımız bir kitap ortaya çıkmıştı.
Nasıl bir cümle kursam da bu Consumed by Deception aşkımı anlatsam? İnanın bilmiyorum. İlk iki kitap boyunca hep bir acaba, aslında çok da sevmedim durumu vardı üzerimde. Hatta ikinci kitapta Lia yüzünden sinir krizleri geçirmiştim. Ancak bütün çekincelerimi, bütün acabalarımı aldı götürdü Consumed by Deception.
İnanmayacaksınız ama Lia'ya bayıldım. Kırılgan yanını koruyup içinde taşıdığı o güçlü, inatçı ve ailesi için savaşan Lia'yı okumaktan ayrı bir zevk aldım. Yeri geldi Adrian'a çok güzel kafa tuttu. Ara ara "go girl" diye gaza geldiğim doğrudur. Adrian'a diyecek söz bulamıyorum zaten. Adam bambaşka bir şeye verildi. Kendi özünü koruyup üstüne ekleye ekleye ilerledi. Kalbim hep biraz kırık olacak ama eksik kalan çocuk Adrian için. Mükemmel bir baba oğlu oğluna.
Yazarın ilk iki kitapta en büyük sorun iletişimsizlik deyip bu kitapta onun üstüne gitmesine de bayıldım. İkinci kitabın en toksik karakteri dediğim Lia kabul etti bu gerçeği üstelik.
Mafya kurguları okumayı seviyorsanız bence asla kaçırmamanız gereken bir seri Yalan Üçlemesi. Büyük beklentilerle başlamayın, ilk kitap biraz sönük gelse de ilerlemeye devam edin hatta. Yazar kurguyu güzel oturtmuş, olayları baştan sona doğru şekilde vermiş. Bunun farkına seri bittiği zaman varacaksınız. Akıcı, nasıl bittiğini anlamadığınız ve son kitabına net âşık olacağınız bir seri sizi bekliyor.