Romanlar dizilerden daha engin bir hayal gücü sunuyor, bu yüzden okuyun, okutun.
8/10
·496 syf.··
Beğendi
·
2020 48. kitabı
·
13 günde okudu
·
Okunma: 28 Ağustos 2020 20:57
Hazır siberpunk romanlara dalmışken Richard K. Morgan’ın, 25.Yüzyılı anlattığı bu romanı ikinci kez okudum. İnceleme yazmadığım aklıma gelince iyi bir inceleme bırakmak hakkı diye düşündüm. Değiştirilmiş Karbon’un dizisini, Netflix’te izleyenler olmuştur ama romanını okumak çok daha keyifli. Bence romanlar dizilerden daha engin bir hayal gücü sunuyor, bu yüzden okuyun, okutun. Şimdiki zamandan 400 yıl sonrasını işliyor roman. Aslına bakılırsa bir dedektiflik hikayesi ama insanlık, Birleşmiş Milletler denetiminde evrenlere genişlemiş, uzaydaki diğer gezegenleri yönetip hüküm sürüyor. Çünkü ölümsüzlük nihayet bulunmuş. Gelişen teknoloji insan bilincini bir bedenden ötekine aktarabiliyor. Bu bilinci depolayan şey, kafatasına yerleştirilen Dijitalleştirilmiş İnsan diye bir şey. İnsanlar bunun sayesinde zihin transferiyle ölümsüzlüğü yaşıyor. Tabii bunu en iyi şekilde yapanlar zengin kesimi oluşturan Metler. Adeta bir avatara girer gibi kılıf diye adlandırdıkları bedenlere giriyor insanlar. Bütçen ne kadarsa kılıfın da o kadar genç ve çekici görünüyor. Bütçen yoksa ancak yaşlı birinin kılıfını satın alabiliyorsun. Para yine en büyük dert. Takeshi Kovacs daha önce defalarca ölmüş, öldürülmüş bir isyancı. Bir nevi asker. Öldürülmüş ve bilinci hapishane gibi bir yerde saklanıyor. Bir Met olan şımarık Laurens Bancroft tarafından iki asır sonra dünyada başka bir bedende uyandırılıyor ve kendisine bir görev veriliyor. Cinayete kurban giden ama bilinç transferiyle yaşamaya devam eden Laurens Bancroft, kendi cinayetini çözmesini ve katili bulmasını istiyor. Kovacs başta istemiyor gibi davransa da kabul ediyor. Bundan sonra en sevdiğim kısımlar, Latin güzel Ortega ile Kovacs’ın ilişkisiydi ama Kovacs’ın psikolojisi berbat olduğu için kadınla olan ilişkisini çoğu yerde o kadar soğuk anlatmış ki, birileri şu adamı tamamen öldürse de sıkıntısı bitse artık dedim. Polisiye veya askeri bilimkurguları seviyorsanız sürüklenip gidiyorsunuz ve roman çabucak bitiyor zaten. Çoğu romanın aksine, gereksiz bir sürü karakter olması, hikayeden koparmıyor okuru. Yazar bunu iyi başarmış. Zaten ödüllü bir roman, fazla söze gerek yok. Ama yine de, Siberpunk edebiyatın çizgileri net olduğu için okuru hayretler içinde bırakacak bir dünya betimlenmemiş, Bay City’in atmosferi ya karanlık ya da neon. Yapay Zekalı sistemler mevcut neyse ki. Romanı okurken Siberpunk’a aşina olmayanları sıkan ve artık yeter dedirten kısım ise büyük ihtimalle, sunulan dünyanın kendine ait terminolojisi olması. Eğer iyi bir bilimkurgu okuru değilseniz, ilk defa duyduğunuz terimlerin ne olduğunu çözerken olay örgüsünü kaçırabilirsiniz. Değiştirilmiş Karbon, Neuromancer ile birlikte en sevdiğim Siberpunk eserler arasında. Devam romanı olarak iki roman daha var, bunları da ihmal etmeyin, ama hiçbiri ilki gibi tat vermiyor. Son söz, yapay zekanın gelişimi, hepimizi, Siberpunk çağına yaklaştırıyor gibi hissediyorum, bu yüzden Siberpunk'ı diğer bilimkurgu türlerine göre daha keyifli buluyorum.
Değiştirilmiş KarbonRichard K. Morgan · İthaki Yayınları · 20181,314 okunma
··
102 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.