Puan vermedi·192 syf.····Okunma: 06 Eylül 2023 10:57 Ayyy sıcağı sıcağına yorum giriyorum şuan. Kitap bitti ve sonunda " ben ne okudum yahu" dedim kendi kendime. Epey ters köşe yaşadığım yerler oldu. İlk başta gayet sakin başlayan kitabımız sonlara doğru çok manyakça bir hal almaya başladı. Bu noktalara gerilim, kan, vahşet okumayı sevenler aşık olacak diyebilirim. Ben normalde hiç bu tarz da okumayınca ağzım açık okudum çoğu yeri.
Kitabımızın konusuna gelirsek; altı çocuklu bir aile köylerinden mecburi bir sebepten İzmir'e yerleşirler. Olayı dördüncü çocuğun ve ana karakterimiz Savcı 'nin ağzından dinliyoruz.( Ki adının Savcı olduğunu bile son sayfalarda öğreniyoruz o vakte kadar kitapta hiç geçmiyor.) Bir gün Savcı' nın ağabeyi Mustafa'ya kör bir kurşun denk gelir ve ölür. Katil bulunamaz ve Savcı ant içer çok iyi bir savcı olup suçluları bulacaktır. Ve İzmir' den yolu bu kez İstanbul'a düşer. Oraya gittiği gibi de ev sahiplerinin kızı Melanuş' a aşık olur ve sevgili olurlar. Ve Melanuş ona " Mels" isimli bir içecek vererek özgüvenini sürekli yüksek tutar. Daha bu içecekten başlarına neler geliyor bir bilseniz okurken nevriniz döner. Ve kitabın içinde bir alıntı geçiyor " Aslında hepimizin içinde kötülük de iyilik de var. Sadece açığa çıkarmıyoruz veya çıkarmak istemiyoruz." diye. Bu alıntı aslında tam kitaba göre kimi neye göre yargılıyor ve cezasını biz veriyoruz. Yada ne kadar iyi ne kadar kötü bir insanız soruları döndü durdu beynimde. Son sayfalar da ben zaten şok üstüne şok yaşadım. Ama açık söylüyorum Savcı saf bir karakter olarak görünse de beynini kullanmayı beceremedigi için bana salak göründü. Ve Melanuş tam bir manyak olsa da bir kadının istese ( iyi- kötü) neler yapabileceğinin kanıtı olmuş. Kitabın devamı olacağı son sayfada belirtilmiş ve ben devamı nasıl işleyecek çok merak ediyorum. İlgisini çekenlere şimdiden keyifli okumalar dilerim