Gönderi

136 syf.
10/10 puan verdi
·
Liked
·
Read in 7 days
Eser güzel, hakkını yiyemem lâkin ahlaki bir kaç sorunu var: Biz insanlar ahlakımızla varız ve ahlakımız kadar insanız. İşte bu cihetten bir eser kaleme alınacaksa eğer muharririn en ufak bir ahlâk açığı vermemesi gerektiğini nazarımda elzem addederim. Çünkü biz okuyucular okuduklarımızdan etkileniyor ve kalbimize alıyoruz. Ve belki de en kötüsü doğru olmayan şeylere alışıyoruz, normal karşılıyoruz. Hayat çok kısa, onu en güzel şeylerle doldurmalı ve yaşantımızda en az payı hataya/günaha vermeliyiz. Yusuf Kaplan beynin bir çöp kutusu olmadığını, buraya her kitabın alınmaması gerektiğini söyler. Bu kitap çöp mü peki, hayır değil, içinde bir çok hikmetane sözler barındırıyor fakat göz yumulmayacak yanlışları da var. Bu kitabı bir ergene okutmayın mesela ya da hayata dair sağlam bir bakış açısı olmayana da. Gelelim benim kusur addettiklerime; Aşk, hayatı yaşanmaya değer kılan yegâne güzelliktir. Platoniği zehir, karşılıklı olanı yegâne mutluluk sebebidir. İlk görüşte aşka tabiki inanıyorum ama " İnsan sevdiğini anar, andığını sever" sözüne de behemehal katılıyorum. Nitekim şöyle bir durum da vardır ki aşık olunacak kişiyi biz seçemeyiz ve bu bazen yanlış bir kişi de olabilir. Böyle durumlarda yapılması gereken çok önemli bir şey vardır, kişiyi unutmaya çalışmak, kalbe atılan aşk tohumu filizlenmeden kalbi ve aklı başka şeylerle meşgul etmek ve gerekirse uzaklara gitmek. Mecnun olmak istemeyenler için verilen tavsiyeler bunlar ancak Mecnun şanslıydı aşkı karşılıklıydı ama platonik Werther n'apsın bu tavsiyeler onaydı... -Bundan sonrası spoiler içerir- Romanın kahramanı Werther ilk görüşte aşık oluyor amma olmaması gereken bir kişiye yakında evlenecek olan birine. Her ilk görüşteki tutulmaya da aşk diyemeyiz, aşkı hayranlıkla karıştıranlarımız kahir ekseriyette. (Burada ayran gönüllere de ufak bir nasihat: "Sen piknik yeri ya da mesire alanı değilsin, her gelen gönlüne girmemeli.") (Bu arada benim tek suçum aşık olmak deyip binbir rezilliği yapan insanlar var, belki de benzeri bir durumu Werther de gördüğüm için yaptıklarını ve aşkını doğru bulmadım.) Gelelim Werther'e, o ilk görüşte aşık oluyor ve bu imkansız aşkın peşine düşüyor ve içine düştüğü aşk çıkılmaz bir hâl alıyor. Werther'in başta bir hayranlık çerçevesinde gelip gittiğini ardından gerçekten aşık olduğuna kani oldum. Ulvi düşüncelerle ve her an sevgiliyle olduğunu göstererek aşkını biz okuyuculara kanıtladı, lâkin... Lâkin Werther'in aşkına sonradan çirkin düşünceler bulaşmaya başladı ve o zaman dedim ki Werther aşık değil ve üstelik Werther nefsinin kurbanı, Werther kendine aşık. İstediği şeyler olsun istiyor ve maşukunun duyguları düşünceleri onun için önemsizleşmeye başlıyor, maşukunun gözünde kendini görmek istiyor. Varlığını maşukunda görmek istiyor. Biz biliriz ki gerçek aşk maşukta yok olmaktır, fena olmaktır. Aşık kapıyı çalınca, maşukun sorusuna "sen geldin" diye cevap vermeli, "ben"in b'si bile toz duman olmalıdır... (Her neyse bunlar ulvi mevzular, gayri müslim olmasına rağmen yine de Goethe'u tebrik ettim. Nefs/ şehevi ihtiraslar yine de en az bir şekilde bulaşmış Werther'in aşkına, belki de okuyucularına moral olsun diye yaptı bir şeyleri bunu bilemeyeceğim) Romanın sonuna doğru Werther niyetini bozuyor ve ne yazıkki aşkının kalitesini yerle yeksan ediyor. Üstelik kadın evli ve kocasıyla mutlu bir evliliği var. Werther bu çirkinliği yapmayacaktı madem seviyorsa aşkını kalbine gömüp yaşamasını bilecekti. Ya da ne bileyim aklın atıp mecnunane çöllere düşebilirdi ama Werther aklını hiçbir zaman terketmedi. Kadına söylediği sözleri korkunçtu, kocasının ya da kendisinin ölmesini dâhi ölmesini istemiş, "üçümüzden birisinin ölmesini istedim lakin ardından bu ölen ben olmalıyım(!) deyip kendi canıma kıymayı tercih ettim" diyor. Hadi buna eyvallah diyelim, başkalarına değil kendine kıyma yürekliliğini gösterdi. (Ya benimsin ya kara toprağım diyenler var ve bu korkunç.) Sevgili uğruna bir pervane misali ölmesi güzel lâkin ölmek isterken bile kendisini düşünüyor, aşkını kanıtlamaya çalışıyor. Bencil aşık. Bunu ergenler okumamalı dedim çünkü onlar duygularının esiri ve en ufak bir şeyde akıllarına gelen tek şey "ölmek". Bir şey olunca denemeye kalkıştıkları ilk iş intihar. İsmet Özel'in bu konuda söylediği çok güzel bir sözü vardır; "40 yaşıma kadar hep intiharı düşündüm, ama 40 yaşımdan itibaren insanların intihar etmeye değmeyeceklerini düşünmeye başladım. Bana göre intihar, geride kalanlara yönelik ağır bir suçlamadır. Bu mesajı verebileceğin tıynette insan olmadığını düşününce de intihar etmiyorsun." Anlayacağınız bir beşer için ölmeye değmez dostlar, ölecekseniz illa "o en güzel olan" için ölün. Başkalarında gördüğümüz O'nun bir tecellisi değil midir zaten... Mecnun aşkının doruklarında niçin Leyla'ya "sen Leyla'ysan bu içimdeki Leyla kim" dedi... Bunlar derin mevzular, burada bitiyorum müsaadenizle...
Genç Werter’in Acıları
Genç Werter’in AcılarıJohann Wolfgang Von Goethe · Tema yayınları · 2016122.5k okunma
·
76 views
Yorum yapabilmeniz için giriş yapmanız gerekmektedir.