Puan vermedi·244 syf.··Beğendi
···Okunma: 14 Eylül 2023 00:59 Üç değişim etkeni: Azınlık Kuralı, Yapışkanlık Faktörü ve Bağlamın Gücü
Mesajları nasıl daha bulaşıcı hale getirebileceğimizi -yani ürünlerimiz ya da fikirlerimizi olabildiğince çok sayıda insana nasıl ulaştırabileceğimizi- düşünmeye çok zaman ayırıyoruz. Ama iletişimin zor kısmı, bir mesajın bir kulaktan girip diğerinden çıkmamasının nasıl sağlanacağını bulmaktır.
Yapışkanlık bir mesajın etki yapması anlamına gelir. Onu kafanızdan çıkarıp atamazsınız. Hafızanıza yapışıp kalır.
Size söylediğim şeyi anımsamazsanız davranışınıza neden değiştiresiniz, Neden benim ürünümü alasınız ya da neden benim filmi izleyesiniz?
Zayıf bağların gücü: tanıdıklar bir sosyal güç kaynağına temsil eder ve ne kadar fazla tanıdığınız varsa o kadar güçlü olursunuz.
Ağızdan ağıza yayılan salgınları kontrollerinde bulunduran üç insan tipi: Birleştirici (çok insan tanır), Erbap (bilgiyi bir araya getiren), Satıcılar
Bir toplumsal salgında Erbaplar, veri bankalarıdır. Bunlar, mesajı iletir. Birleştiriciler, sosyal çimentodur; mesajı yayarlar. Satıcılar duyduklarımıza inanmadığımızda bizleri ikna etme becerileri olan insanlardır.
Küçük şeyler, büyük şeyler kadar büyük bir fark yaratabilir (kulaklık araştırmasında kafasını aşağı yukarı sallayanlar kabul ederken, sağa sola sallayanlar kabul etmemiştir).
Sözlü olmayan işaretler, sözlü işaretler kadar veya onlardan daha önemlidir. Bir şeyi söyleme şeklimiz, söylediğimiz şeyden daha önemli olabiliyor.
İkna, çoğu zaman bizim fark etmeyeceğimiz şekilde gerçekleşmektedir.
Güçlü ya da ikna edici bir kişiliğin anlamı, kısmen karşınızdaki kişileri kendi ritimlerinize çekebilmeniz ve etkileşimin koşullarını onlara dikte edebilmenizdir.
Duygu içeriden dışarıya yansıdığı gibi bunun tam tersi de mümkündür. Yani eğer sizi gülümsetebilirsem sizi mutlu edebilirim.
Salgınlarda mesajı ileten kişi önemlidir: mesajı iletenler bir şeyin yayılmasını sağlayanlardır. Ama mesajın içeriği de önemlidir. Ve bir mesajın başarılı olması için gereken özel nitelik de "yapışkanlık"tır.
Eğer materyalinizin yapısına ve biçimine özen gösterirseniz yapışkanlığı son derece güçlü hale getirebilirsiniz.
Hepimiz, biri üzerinde etki bırakmanın en önemli ögesinin, sunduğumuz fikirlerin niteliği olduğuna inanmak isteriz.
Karşıtlık ile kabul arasındaki, bir salgın ile yayılmayan bir durum arasındaki çizgi bazen göründüğünden çok daha incedir.
Bilgiye iletmenin, doğru koşullar altında onu karşı konulmaz hale getirebilecek basit bir yolu vardır. Ve yapmanız gereken tek şey onu bulmaktır. (reklamın köşesindeki minik altın kutu, sunucunun birkaç sn daha sessiz kalması, bölümleri tekrarlamak)
Azınlık yasası bilginin yayılmasında önem taşıyan insan tiplerine bakıyordu. Yapışkanlık konusu, salgınları başlatabilmek için fikirlerin anımsanabilir bir nitelikte olması ve bizi harekete geçirmesi gerektiğini gösteriyordu. Bağlamın gücü, salgınlar meydana geldikleri zaman ve yerlerdeki durum ve koşulları duyarlıdır.
Temel yükleme hatası (TYH)'na göre insanlar, başkalarının davranışlarını yorumlarken her zaman temel karakter özelliklerinin önemini abartma ve durum ve bağlamın önemini küçümseme hatasına düşer.
- Kitapta davranışlarımız üzerinde bağlamın (çevrenin), karakterden daha fazla rol oynadığından bahsediliyor.
İnsanlardan grup halinde bir konuyu değerlendirmeleri ya da bir karar vermeleri istendiğinde aynı şeyleri tek başına yapmaları halinde ortaya çıkacak sonuçlardan çok daha farklı sonuçlar çıkar.
Küçük, sıkı sıkıya birbirine bağlı gruplarda bir mesajın ya da fikrin salgın potansiyelini büyütme gücü vardır.
150 Kuralı: Neokorteks boyutunun beynin boyutuna oranı insanlar için yaklaşık 150'dir. Bu sayı gerçek bir sosyal ilişki, onların kim olduğunu ve bizimle nasıl ilişkileri olduğunu bilerek sürdürdüğümüz türden bir ilişki kurabileceğimiz maksimum birey sayısını temsil eder. (Robin Dunbar)
150 çizgisinin ötesine geçmek, grubun karar ve eylem birliği içinde olma yetisinin önünde yapısal engeller oluşmaya başlıyor. Bu büyük bir fark yaratabilen küçük bir değişikliktir.
Geçişken hafıza: Bir bilgiyi depolamasak bile nerede bulacağımızı biliriz. Bir grupta örneğin aile içinde ortak hafıza kullanılır. Bir kişi teknolojide iyiyse bu alanda bilinmesi gerekenler o kişiye bırakılır ve ihtiyaç olduğunda ona başvurulur.
Bulaşıcı bir hareket yaratmak için çoğu zaman ilk önce çok sayıda küçük hareket yaratmanız gerekir.
SONUÇ BÖLÜMÜ
Kıvılcım yaratmanın ilk dersi budur. Salgınları başlatmak için kaynakları önemli birkaç alana yoğunlaştırmak gerekir. Azınlık Kuralı da der ki ağızdan ağıza yayılan salgınları Birleştiriciler, Erbaplar ve Satıcılar başlatır. Bu da demektir ki eğer ağızdan ağıza yayılan bir salgın başlatmak istiyorsanız kaynaklarınızı sadece bu üç gruba odaklamalısınız.
Dünya -ne kadar istesek de- sezgilerimizle bağdaşmaz. İşte Kıvılcım Anının ikinci dersi de budur. Toplumsal salgınlar başlatmada başarılı olanlar sadece doğru olduğunu düşündükleri şeyleri yapmazlar. Sosyal salgınları anlamak için önce insan iletişiminin kendine özgü olağandışı ve mantığa aykırı kuralları olduğunu anlamamız gerekir.
Kendimizi otonom ve içten yönetilen varlıklar olarak görmek, kimliğimizin ve davranış şekillerimizin genlerimiz ve kendi doğamız tarafından kalıcı bir şekilde belirlenmiş olduğunu düşünmek hoşumuza gidiyor. Aslında biz insanlar çevremizden, içinde bulunduğumuz ortamdan ve çevremizdekilerin kişiliklerinden güçlü bir şekilde etkileniriz.
Çevrenize şöyle bir bakın. Sarsılmaz, amansız bir yer gibi görünebilir. Ama öyle değil. En küçük bir dokunuşla -doğru yere yapılırsa- bir kıvılcım çakabilir.