Her şey üstüne geldikçe kendini tutmak, sonra aniden lavaboya kitlenip nefesini tutup sessiz sessiz ağlamak, çıktığında hiç bi şey yokmuş gibi davranmaya çalışmak, gözlerini görmesinler ne oldu diye sormasınlar diye devirmek. Boşluğa dalmak, boğazını sıkan yumrukları ciğerlerine itmeye çalışmak. çok üzgünken gelen o hastaymışsın hissi, içinden kendine sövdüğün yağdırdığın o lanetler.
Şimdi dalarım gecenin hüznüne. açarım bir melodi, yakarım sigaramı, açarım kitabımı. dalarım gecenin derinliğine. sigaramın yandığını unutup yakarım defalarca. bakarım iki gökyüzüne. bu ne içim karardı, der sonuna kadar kapatırım perdelerimi yine. açarım günlüğümü karalarım birkaç satır, sırf boş kalmasın diye. gecenin hüznüne dalarım yine. en derinlere, karanlığın dibine. ve boğulurum.
Ağlamayı eziklik olarak görmedim, ama hep tek başıma ağladım. Başımda döndü, ellerimde titredi. Belki yığılıp kaldım o kaldırım köşesine ama sabah olduğunda yine tek başımaydım. Ve o sabahtan sonraki sabahlar benim cehennemimdi.