Puan vermedi·416 syf.··Beğendi
· ANA-MAKSİM GORKİ,392 sayfa
Bu kitap bir yüreklilik direnişi,emekçi yığınların mücadelelerini konu alan bir baş yapıt.Gorki,insanın geleceğinden,güzel günler göreceğinden emindir.Çünkü o,koluyla kafasıyla çalışan insanı,yeryüzünün gerçek,biricik efendisi sayar.
Yeryüzündeki bütün gerici kuvvetlerin,barış ve milli bağımsızlık düşmanlarının,her çeşit yalancı,düzmece demokratların en korktukları yazarlardan biridir.Maksim Gorki,yalnız kendi halkına değil,bütün halklara yurtlarını,hürriyeti,barışı ve birbirlerini sevmeyi öğretir.
Bazı kitaplar vardır,okunma zamanını bekler.Daha önce okunmuş olsa bile tekrar tekrar okunmayı hak ederler.İlk okunduğunda hissedilen duygular zamanla yerini çok daha farklı duygulara bırakır.”Ana” da işte bu kitaplardan biri.Maksim Gorki ilk kez okuduğum bir yazar.Ana kitabını çok duymama rağmen okumak bir türlü kısmet olmamıştı,belki yıllar önce okusaydım bu kadar etkilenmez,okuyup geçerdim.Dünyanın gidişatına baktıkça,dünya ülkelerindeki ve kendi ülkemizdeki insanların yaşam şeklini irdeledikçe değişen hiç bir şeyin olmadığını,güçlünün zayıfı daima ezdiğini,emek gücünün hiçe sayılıp,çıkar duygularının öne geçtiği,insanların aptal yerine konulup gözlerinin gerçeklere kapatılmak istenip bunlara karşı gelenlerin her türlü kelimelerle yaftalanması( vatan haini,asi,vs),işci sınıfının ezilişi özellikle de dinin kullanılışı,her şeye alet edilişi.Hiç yabancı değil değil mi? Her yer aynı,sadece kişilerin isimleri farklı….
”Ben sizin inandığınız o acıyan,şefkatli Tanrı’dan söz etmiyorum.Amacım papazların bütün insanları yalnız birkaç kişinin kötü emellerine boyun eğmeye zorlamak için elde bir tehdit silahı gibi kullandığı dindir.”Bu söz bir yerden tanıdık geliyor mu ya da verdiği mesaj? Papaz kelimesini çıkarıp yerine istediğiniz kelimeyi koyun ….Verdiği mesaj değişmiyor.
Ana;öyle bir ana ki ezilmiş,korkutulmuş,dövülmüş,zavallı konumuna getirilmiş,emeğinin değeri bilinmemiş,başta kadınlar olmak üzere tüm insanlara,emek uğruna,özgürlük,adalet,zulüm ve yalancılığa karşı baş kaldırma,ayaklanma karşısında örnek olmuş,hep bu uğurda emek sarfeden,hapse giren oğlu Pavel ve arkadaşlarını desteklemiş bir kadın,bir ana.
Pavel; Fabrikada çalışan,ağzı bozuk,her an herkesle kavgaya hazır,başta karısı ve oğlu olmak üzere herkese “it” diye hitap eden çilingir Mihail Vlasof ile Pelage’nin oğlu.Daha on dört yaşında iken babasına diklenen,başkaldıran,haksızlığa gelemeyen bir çocuk.
Babasının ölümünden sonra yaşamın akşamları arkadaşlarıyla meyhaneye gidip eve sarhoş gelmek,annesine babası gibi bağırmak,kötü davranmak ,gündüzleri fabrikaya gitmek sanıyordu.Annesi “neden böyle yapıyorsun?Önce baban ,şimdi sen beni üzüyorsun” dediğinde,Pavel’in cevabı “ama herkes böyle yapıyor” oldu.Evet,herkes öyle yapıyordu ama bu durum Pavel’in hiç hoşuna gitmiyor,ona hiç zevk vermiyordu.
”Ağlama anne. Düşünsene, bu yaşadığımız hayata hayat mı denir? Kırk yaşındasın ve bugüne kadar doğru dürüst yüzün gülmedi. Hep acı çektin. Babamı düşün anne. Çaresizlikten ve acizlikten her gün döverdi seni. Onu daha iyi anlıyorum, çünkü, hiçbir şey yapamamanın verdiği sıkıntıyla böyle davranıyordu. Otuz yıl çalıştığı fabrika, bir zamanlar sadece iki tane binaydı. Şimdi koskocaman bir şehir oldu. Fabrikalar insanlar çalıştıkça gelişir ve çoğalır ama insanlar çalıştıkça ölürler…”
Bir başkaldırı ve umut romanıdır Ana… Gördüğü şiddet ve yoksulluktan insanlığını unutmuş bir kadının, sosyalist düşünceyi benimsemiş genç bir işçi olan oğlunun 1 Mayıs gösterileri sonunda tutuklanmasıyla dünyanın değiştirilebilir olduğunu keşfetmesinin hikâyesidir.
Çarına ve dinine bağlı, geleneksel, korumacı bir anne tipinden, sosyalizme inanan ve oğluyla birlikte mücadele ederek savaşçı bir ana haline gelen Pelage,toplumdaki değişimin bireylerden başladığını,devrimin bir gençlik düşü değil, yürek işi olduğunu gösterir bize ve bu da Pelage’yi ölümsüz bir kahraman yapar.
Şahane bir kitap okudum ve iyiki okumuşum.Bence bu dünyayı terk etmeden önce okunması gereken 100 kitaptan biri.Kitaptaki güzel alıntılar bile bir hayat sınavı…