Puan vermedi·188 syf.····Okunma: 03 Ekim 2023 01:34 Osmanlı doktorunu anlatan kısa bir çıkarımımla başlayacağım. Umarım okuyucu olur....
Osmanlı da doktor çok azdı.
Taşrada neredeyse hiç yoktu.
Olanların da işi çoktu.
Maaşları ise az da olsa vardı.
Onu da güçlükle alırlardı.
İstanbul'a ise rağbet çoktu.
İmkan ve olanaklar da boldu.
Tıp ile ilginiz varsa mutlaka okuyun derim. Ya da Osmanlı'da doktorlar nasıldı, hastaneler nasıldı, halk doktor ilişkisini merak ediyorsanız mutlaka okuyun derim
Eser doktorlar, hastaneler, halk ve devlet çerçevesinde Osmanlı sağlık kültürünü ele alıyor. Osmanlı sağlığına okuduğum 5. kitap bu. birinde veba ve devlet, halk tepkisini, vebanın yayılmasını sağlayan etkenleri, ikincisinde veba ile birlikte gelişen Osmanlı sağlık kurumlarını, diğerinde ise klasik dönem Osmanlı sağlık teşkilatından sorumlu Hekimbaşıları, bir diğeri de doktor anılarını kapsayan çeşitli sağlık üzerine kitaplar okudum. bunlar benim için alan okumaları idi.
Esere gelince, Osmanlı Devleti 1827 yılı ile birlikte orduya doktor yetiştirmek için Mekteb-i Tıbbiye'yi açmıştır. 1840 da ise Osmanlı halk teşkilatı teşkil edilmiştir. Ancak memlekette doktor eksiktir. Var olanlar eski usulü biliyor, yeni usulü yani modern tıbbi bilen de yabancı doktorlardı. Bu nedenle devlet sivil doktor yetiştirmek için 1869'da Mekteb-i Tıbbiye-i Mülkiye'yi açtı. Buradan mezun olanları da taşraya gönderdi. Ancak taşrada doktorların maaşları azdı. Az olan maaşları da alamıyorlardı. İş yükleri de çok fazla idi. Bu nedenlerle de olsa gerek ki doktorlar taşra da görev yapmak istememekteydi. Maaşları alamayan doktorların şikayetleri de çok fazla idi.
Öte yandan hastaneler... Hastaneler azdı. II. Abdülhamid'in hazinesine bağlı Eftal hariç diğerleri pek iyi değildi. Ne bakımı, ne yemekleri ne de personelleri. Oysa Alman ve diğer yabancı devlet hastaneleri ise temiz ve bakımlıydı. Çoğu yerde hastanelere ahır benzetmeleri yapılır. Kaldı ki tükürük, balgam, bit, bakımsız cerrahi aletler vs vs. Hatta hastanelere hastalar yatmak bile istemez.... Bu sorunlar cumhuriyetin ilan edildiği ilk yıllar hatta 30, 40 ve 50'li yıllar da dahi görülmüştür.
Yani okunması gereken bir kitap. keyifli okumalar.