MAHSUR KADIN-ANDRÈ GîDE,144 sayfa
”Hiçbir insan davranışı nedensiz değildir;”sebepsiz eylem” yoktur,en azından dışarıdan bakıldığında.”
Mahsur Kadın,Nobel Edebiyat Ödüllü yazar André Gide’nin jüri üyesi olarak yer aldığı ceza mahkemelerinde görülmüş ve toplum içinde büyük tartışmalara yol açmış iki davayı anlatır.Yer aldığı davalarda adaletin uygulanıp uygulanmadığını hem hür bir vatandaş hem de bir yazar olarak gözlemleyerek izlenimlerini kitapta okura aktarmıştır.Adaletin suçluları eşit yargılayıp yargılamadığını,verilen kararların ne kadar dengede olduğunu,herkese eşit uygulanıp uygulanmadığını tanıkların ne derece tarafsız olduğunu,olayların toplumda yarattığı yankılarını ele alıp sorguluyor ve son kararı okuyucuya bırakıyor.
İlk dava kitabın da adını alan Mahsur Kadın’da annesi tarafından 25 yıl tavan arasında tutulan,kapı ve pencereleri kilitli,pislik içinde,böceklerle yaşayan,üstünde hiç bir kıyafet olmayıp pis bir yatakta yatıp pis bir battaniyeye sarılıp uyuyan gerçek adı Blanche Monnier olup kitaptaki adı ile Mélanie Bastian’ın hayatı.Despot ve katı kuralcı annenin kendini hiç suçlu hissetmeden bunu savunması ve abisinin de buna göz yumup normalmiş gibi davranması.Savcıya bir mektupla gizli ihbar yapılması sonucu kadının kurtuluşu.Ama kadının önce zihinsel engelli sanılması ,hastanede bakımla kendine gelmesi sonra çelişkili ifadeleri ve konuşmaları ile psikolojisinin bozulduğuna hükmedilsede adalet terazisinin burada ne kadar sağlıklı işlediğini sorgulamak gerekir.
Kararın ne olduğunu yazmayacağım okumak isteyenler için sürpriz olsun.Tabi ben okurken psikolojim binbir şekle girdi,bu kadar da olmaz dedirtti.Hatta bir ara abi ile arasında bir ensest ilişki mi var diye de düşündüm.Gerçek olay olması bir o kadar da acı.
İkinci vaka; yazar bu olayda kişilerin isimlerini değiştirmeden yazar.Redureau Vakası.
Çocukluğundan beri düzgün yetişmiş,terbiyeli,çalışkan,dürüst,sessiz sakin 17 yaşındaki Marcel Resureau,kendi parasını kazanmak için çalıştığı bir bağ evinde başta patronu olmak üzere karısı,annesi,hizmetçi,üç çocuğunu(biri anne karnında ) öldürür.En küçük iki yaşındaki çocuğa bile acımaz.Hunharca boğazlarını kesip defalarca bıçağı vücutlarına saplar.Bu cinayetlerden sadece bir çocuk kurtulur o da mutfakta uyuduğundan sesleri duymamış ve Marcel’de onu görmemiştir.
Çocuğun bu suçu işlemesinin sebebi psikolojik sorunlar mıdır yoksa altında başka sebepler mi yatmaktadır?Çocuk ne ceza almıştır?Burada da adaletin terazisi doğru çalışmış mıdır?
Kitabı okuyup tüm bu soruların cevabını alıyoruz ama bizi ne derece tatmin ediyor onu da okuyup sizin karar vermeniz gerekiyor.