Şemsettin Sami'nin Taaşşuk-ı Talat ve Fitnat adlı eseri 19. yüzyıl Türk edebiyatının önemli yapıtlarından biridir. Bu roman, Tanzimat Dönemi'nde kaleme alınmış ve 1872 yılında yayımlanmıştır.
dönemin kadın ve erkek ilişkilerini anlatan roman odağında aşk çıkmazı, toplumsal değerler, ahlaki çelişkiler, kişisel özgürlük
toplumsal sınıf farklıkları, aile baskısı gibi temalar işlemekte..
roman merkezinde talat adında akılı ve güzel ahlaklı bir genç ile fitnat adında babası tarafından dışarı salınmayan, sadece pencereden bakan ve gergef işleme öğretmeni ile iletişim kurabilen, bir kızın yaşadığı aşkı ele almakta. yalnız aşkları bir dizi engelle karşılaşır. talat sadece gördüğü fitnat'a ulaşmak için kadın kılığına girip sevdiği kıza ulaşmaya çalışır. her ne kadar planı başarılı olsada Talat ilk başlarda sevdiği kadına gerçek kimliğini acik etmekte zorluk çeker. bir müddet böyle devam eden ilişkileri Fitnat ın üvey babasının zorlamasıyla Ali bey adında o dönemin zengin ve varlıkli bir adamla evlendirilmeye çalışmasıyla ortaya çıkar..
Fitnat evlenmemek için direnirken Talat yatağa dusup hastalanır. Talat tan haber alamayan fitnat tek başına aile baskısına dayanmaya çalışır. nitekim ailesinin pes ettiğini düşünen Fitnat her şeyden habersiz düştüğü tuzağın şaşkınlığı içinde trajik bir bunalimla suruklenir. daha fazla dayanamayan Fitnat her şeyden umudunu keserek hikayesini aci bir şekilde sonlandırır.
dönemin zorluklarına ışık tutan kitapta görücü usulü evliliğin doğuracağı ağır sonuçları kitabın sonuna doğru ağır bir trajediyle gözler önüne sermekte.
özelikle dönemin sosyal yapısını kadınların yaşadığı zorlukları bir erkek üzerinden anlatması kayda değerdir. talat kadin kılığına girdikten sonra yaşadığı çevrenin kadınlara olan bakışını onların karşılaştığı engelleri en yakınları üzerinden güzel biçimde yansıtır.
kişisel hakların hiç sayıldığı dönemde, aile fertlerinin kararları sürekli ailelerin anne- baba karakterlerinin baskıcı tutumuyla dizginlenmekte, özelikle gençlerin deneyimsiz ve itatkarliğindan beslenen aile büyükleri onları istedi gibi eğip bükerek onları kendi hayatları hakkında hiçbir şekilde söz hakkı tanımayarak kişisel özgürlüklerini elinden almasina taniklik ediyoruz.
sözde "ahlak" çatısı altında yapılan baskıcı tutum. insanları düzenlemekten çok onları buhrana sürükleyen ve son radde de kendi beden mahpuslarından kurtulmaları için neden peyda etmeke.
sınıf farklılığının göze çarptığı son bölümde kitabın fazla rastlantısal durumlara yer vermesi kitabi gerçeğin düzlüğünden ayirmasi yanı sıra trajediyi ağır şekilde yaşatması okuycuda derin etkiler bırakıyor.
genel olarak çok fazla yabancı kökenli kelime kullanimini saymassak akici bir yazim tarzına sahip olan kitap
yazılan türk romanları arasında kendine yer bulmuş
ilk yerli romanımiz olmasıda kendisini muteber kılıyor.