ahmakça_
İnsan haklarına ilişkin uluslararası antlaşma metinlerinin ulusal hukuktan üstün olduğunu söyleyen Anayasa Md. 90/5. Bu maddenin uygulanmaması vahim sonuçlara yol açtı. Eğer uygulansaydı, hem Türkiye'de insan hakları ihlalleri çok azalacak, hem Anayasa bizzat yargı erki tarafından ihlal edilmemiş olacak, hem de Türkiye AlHM'de sürekli mahkum olmak yüzünden itibar ve para yitirmeyecekti. Yargı burada "devleti koruma" gibi hukuk dışı bir içgüdüyle hareket ederek, Anayasa değişikliği sanki hiç yapılmamış gibi davrandı ve kısıtlayıcı ulusal hukuku uygulamaya devam etti. Yani, hem yasama organının yerine geçerek "kuvvetler ayrılığı" ilkesini ihlal etti, hem de anayasayı ihlal suçu işledi.
·
20 Gösterim
1 Yorum
Lütfen giriş yapınız.
tam bağımsız proton
Gönderi Sahibi
Bütün T.C. vatandaşlarının (resmi daireler dışında) bütün dilleri istedikleri yerde kullanabilmeleri olanağını getiren Lausanne Barış Antlaşması Md. 39/4 ve Türkçeden başka dil kullanan T.C. vatandaşlarının mahkemelerde kendi dillerini sözlü olarak kullanabilecekleri hükmünü getiren Md. 39/5 (bkz. Cilt l, s. 225-231). Yargı erki, Türkiye'yi kuran antlaşmayı ihlal etti. Tabii, Anayasa 90/5 uygulanmış olsaydı, lausanne da kuvvet kazanacaktı. Anayasa 90/5 ile Lausanne 39/4 ve 5'in en çok görmezden gelindiği haller olarak; Siyasi Partiler, Dernekler, Seçim, Türk Ceza ve Terörle Mücadele kanunlarıyla ilgili uygulamalar ve özellikle de KCK (Kürdistan Topluluklar Birliği) dava duruşmaları dikkat çekmekteydi. Hatta, Türkçe dışındaki dillerde seçim propagandasına hapis cezası Nisan 2010'da kaldırıldıktan yaklaşık üç ay sonra, Adana'da 7 kişiye Kürtçe konuşmak nedeniyle 5'er ay hapis cezası verildi. Hapiste annesiyle konuşmak (Mayıs 2008) ve mezar taşı yazdırmak (Kasım 2008) dahil olmak üzere Kürtçe kullanmak cezalandırıldı. Sosyolog İsmail Beşikçi, bir dergide "Kürdistan" kelimesini kullandığı ve Kandil kelimesini "Qandil" biçiminde yazdığı için Mart 2011'de 1 yıl 3 ay hapse çarptınldı. KCK davalarında Kürtçe konuşulunca mikrofon kapatılması dönem sonunda da devam etmekteydi.
tam bağımsız proton
Gönderi Sahibi
Anayasa Md. 148. Bu madde, "AYM Anayasa değişikliklerini (...) sadece şekil bakımından inceler ve denetler" dedikten sonra, bu şekil denetlemesini çok net biçimde tanımlamaktaydı: "(...) teklif ve oylama çoğunluğuna ve ivedilikle görüşülemeyecegi şartına uyulup uyulmadığı hususları ile sınırlıdır". Buna rağmen AYM hem 367, hem türban, hem de 2010 referandum kararı konusundaki anayasa değişikliklerinde, bu kadar açık hükümlere rağmen esasa girdi ve iptal kararı verdi.