Puan vermedi·306 syf.··Beğendi
···Okunma: 29 Ekim 2023 18:36 Kitabın başında o kadar fazla karakterlerle ve yer isimleriyle karşılaşıyorsunuz ki, aklınız başınızdan çıkıyor. Kim kimdi, neresi neresiydi tamamen unutuyorsunuz. Eğer ki pes etmezsiniz ve her gün okumaya devam edersiniz, bütün karakterleri ve bütün yerleri şaşırtıcı bir şekilde ezberlemiş olacaksınız.
Goriot Baba akrabamın bizde kalırken okuduğu bir kitaptı. Giderken kitabı yanına almamamış veyahut unutmuştu. Oturma odasında masanın üstünde bulduğum kitabı önce kendi kütüphaneme koydum ve bir kaç yıl ara sıra bakıp "Dünya klasiğidir, kesin sıkılırım" demiştim. Bundan 2 hafta önce okula götürüp sıkıcı derslerde okumak için bir kitap arıyordum. Nitekim Goriot Baba burada dikkatimi çekti ve kapıp çantama koydum. Ne yalan söyliyim ilk 50 sayfasını okumak için baya bir uğraş verdim. Dediğim gibi çok fazla karakter ismi ve çok fazla yer ismi vardı. Her bir cümlede kafam allak bulak oluyordu. Ve maalesef benim elimde olan Mavi Çatı yayınlarının çevirisini hiç beğenemedim. Beş-on cümlede bir anlatım bozukluğuyla karşılıyorsunuz. Bazı yerlerde karakter kendi kendine konuşuyor gibi oluyor mesela şöyle ;
Rastignac soğukkanlılıkla
- Öyle birim durum olduğuna inanmıyorum dedi.
Rastignac
- Öyleyse neye inanıyorsunuz efendim ?
Bu gibi anlatım bozukluğu olan yerler var maalesef. Keza bazı cümlelerin çok devrik olması, bazı cümlelerde geçmemesi gereken karakterlerin geçmesi gibi şeylerden ötürü Mavi Çatı yayınlarını önermiyorum.
Kitap sizi ilk elli sayfaya kadar zorlasa da sonrasında o kadar kendini açıyor ki bir anda onlarca sayfa okurken buluyorsunuz kendinizi. Ben gene işi riske atmadım ve günde yirmi sayfa okuyacak şekilde ayarladım. Kitabının finaline kadar "Fena bir kitap değildi" dedim. Finaline gidip duygu bombardımanına gelince de "Vay be ulan Delphine ile Madam da Restaud ! Adama neler çektirdiniz lan!" demeden kendimi alamadım. Finali çok iyiydi. Öneririm.