Kitabın popüler kültür nedeniyle çok abartıldığını düşünerek ama çokta merak ederek okumaya başladım. Beklentimin çok üzerinde bir kitaptı. Ana karakter Nora'nın yaşadığı depresif ve umutsuz hayatını noktalamak istemesiyle başlayıp esrarengiz bir şekilde devam eden kitap beni son zamanlarda heyecanlandıran nadir şeylerden biri oldu. Nora'nın seçtiği hayatları takip edip kendim olsam ne seçer ve ne yapardım diye düşündüm hep. Ve umarım kök yaşamında her şeyin düzeldiği gibi Ash'le bahsettiği hayatı da yaşar diyerek hızla sonuna gelmeme rağmen böyle bir detaya rastlamamak biraz üzdü beni. Ama abisi Joe ile olan son konuşmasıda beni derinden etkiledi. Sonrasında ise Nora'nın yaşama bakış açısının bana göre en can alıcı paragrafı...
"Yine de her şey farklıydı.
Farklıydı çünkü artık başkalarının hayallerini gerçekleştirmek için yaşamak zorunda hissetmiyordu kendini. Hayalindeki mükemmel evlat, kız kardeş, partner, eş, anne, çalışan olmaya uğraşmaktansa, doyum verici bir hayat ancak yalnızca insan olarak, kendi amacının yörüngesinde dönerek, bir tek kendine hesap vererek yaşayabileceğini artık anlamıştı."
Tam hayatta bir çok şeyden umudumu kestiğim, öylesine yaşamaya devam ettiğim bir zamanda kitap hayatıma dokundu diyebilirim. Benimde Nora gibi pes edip devam etmemekte ısrar ettiğim, huysuz, duygusuz ve Nora gibi kedimi kaybedersem mutsuzluktan yataktan çıkmamayı tercih edeceğim hayatı kendime müstehak gördüğüm umutsuz bir zamandı. Ve bence günümüzde bir çok insanın yoksunluk ve tükenmişlik sendromunda yardımcı olabilecek kitaplardan biri. Nora'nın umutsuzluğu beni yer yer boğup ataklarımı tetiklesede sonlara doğru olan tutunma çabası ve mücadelesi beni kendimden utandırdı. Her zaman bi yol ve ihtimal vardır, aynı zamanda seçtiğimiz yoldan çıkan sonsuz yol daha vardır. Hiç bir şey hata veya pişmanlık değildir, denemeye devam edilmeli kesinlikle. Hiç bir zaman ölmek istemedim ama hiç bir zamanda hayata bu kadar canlı ve dolu bakmamıştım. Bu yaşımda, bu anımda bana bu şekilde yardım eden bu kitaba teşekkür ederim.