kitap yapıyı öldürecek
10/10
·559 syf.··
2023 14. kitabı
·
11 günde okudu
·
Okunma: 10 Kasım 2023 00:00
Yüksek kesimin hep birlikte halkı sömürdüğünü, halk açlık içinde yaşarken davetlere, özel kortejlere en ön sıradan yer bulduğuna ve asla umurlarında olmadığına tanık olarak başlıyoruz kitaba. Kitap görkemli Notre Dame Katedralinin yazarın okuyucalar üzerinde bırakmak istediği tasviri ile başlar. Daha önce Fransa'ya krallık etmiş kralların koca ve ihtişamlı heykelleri Notre Dame'ın içinde bulunmaktadır. Bu katedralde hem tiyatro hem ayin hemde önemli işler yapılmaktadır. Fransa'nın da aybı zamanda göz bebeğidir. Kral için bile ayrı bir önem taşımaktadır, çünkü oraya yapılan herhangi bir şey kralın şahsına yapıldığı anlamına da gelmektedir. Katedralde bir oyun sahnelenecektir ve oyuna da savcı, papaz, başpiskopos ve rektör gibi yüksek mevkiiden insanlar katılacaktır. Halk katedrale dolar ama avam takımı katedrale teşrif etmedikleri için oyun bir türlü başlayamaz, halk bu davranışlar karşısında sinirlenir, sesler çok yükselir ama halk için önemli olan oyun değil, oyunun başlamasını geciktiren ve kendi aralarında sohbet eden bu avam takımını beklemeden oyunu başlatmaktır. Her ne kadar oyun büyük bir gürültüyle başlasa da aralarda anlamsız yere seyirciler tarafından oyun kesilir. Kesilmesi oyunun yazarını her ne kadar sinir etse de halkın umursadığı oyun değil, onları hep ikinci sınıf yapan bu avam takımına karşı üstünlük elde etmektir. Bir zamandan sonra tiyatro izlenmez ve halk kendi arasında yeni bir gösteri düzenlemek ister. Bu gösteri insanların çıkıp yüzlerini en çirkin halleri ile topluma göstermektir. Herkes çıkar yapar, kimleri komik görünür kimileri korkunç ama sıra birisine gelmiştir. O kişi de katedralin zangoçu Quasimodo'dur. Tek gözlü, elleri büyük, korku uyandıran yüze ve vücuda sahiptir Quasimodo. Qoasimodu fiziksel özellikleri yüzünden halk tarafından hep aşağılanmıştır. Görünüşünden dolayı, sabahları erken saatte ve akşamları geç saatte kulenin yanına çıktığında katedrale yakın olan komşuları ondan korkup rahatsız olmaktadır. Bu rahatsızlıklarını da Quasimodo'ya bir sürü kötü lakap takarak gidermek istemektedirler ama Quasimodo bunların hiçbirini bilmemektedir çünkü çan çalmaktan kulakları sağırlaşmıştır. Victor Hugo, Franz Kafka, İhsan Oktay Anar benim için usta olan bu yazarlar acaba tanışsalardı ortaya nasıl bir kitap çıkardı? Çünkü kitabın "Kırık Testi" bölümünü okuduğumda aklıma hep bu soru geldi. Bu bölümde Griongorie, bir dilenci kızı ile keçisinin sokakta dans etmesini izler bundan etkilenir sonra kızın peşine takılır ama sokağın bir yerinde işler istediği gibi gitmez ve asla düşünemeyeceği bir evrende bulur kendini. Bu evren dilenciler evrenidir. Öyle zorlu bir an yaşar ki bu evrende, buradan kurtulmanın iki yolu vardır sadece buradan çıkmanın yolu ya dilenci olmaktır ya da darağacıdır. İlkinde başarısız olup ikincisinde asla düşünemeyeceği biri kurtarır onu bu girdaptan. Neden Kafka dedim çünkü Griongorie'nin karşılaştığı yaratıklar sanki Kafka'nın Dönüşüm romanından çıkıp gelmiş gibidir, insan gibi konuşan düşünen yaratıklar vardır ama içine düştüğü ortam ise sanki İhsan Oktay Anar'ın Tiamat kitabında o gemide yaşanan evrene benzer. Muhteşem bir bölümdür bana göre. Hem gerçeklik hem de gerçeküstücülük bir aradadır bu bölümde. Merhamet. Ne kadar da güçlü bir duygu. İnsanı insan yapan, olmayanda büyük bir eksiklik olan ve insanın mihenk taşlarından biri. Papaz Frollu, içinde olan merhameti her zaman korumuş birisi. Bu merhamet küçük kardeşini salgından sonra bulduğu andan yani onun tabiri ile "gerçek hayata döndüğü" andan, Quasimodo'yu evlatlık ettiği zamana kadar kendini en güçlü şekilde göstermişti. İnsanların Quasimodo'yu bir yaratık olarak görüp onu yakmak istediklerinde, Frollu hiç kuşkusuz Quasimodo'yu evlatlık alması ve onda kardeşinin bebekliğini görmesi... işte merhamet burada, sorgulamamakta. Yüzü, vücudu, sesi nasıl olursa olsun ona merhametle yaklaşmakta. Notre Dame Kamburu sadece bir roman değildir. "Bu şunu öldürecek" adlı bölümde Victor Hogo, usta roman yazarlığının yanında usta bir şekilde deneme yazabildiğini de kanıtlamıştır. Yazarımıza göre kitaplar aslında evimizde birer tarihi eserdir. Bunlar Babil Kuleleri, Nort Dame Katedrali, Giza piramitleri ve daha sayamayacağımız kadar çok olan tarihi yapılardır. Mimarlar bu eserleri yaparken kendi istekleri, beğenileri, ve halkının kültüründen yola çıkarak yapmışlardır. Yazarlar ise kitaplarını yazarken bazen aynı bazen de çok yakın ölçütleri alarak eserlerini oluşturmuşlardır. "Dante on üçüncü yüzyılda son Roma kilisesi, Shakspeare ise on altıncı yüzyılda gotik mimarinin son katedralidir" sözü bu bölüme nispetende olsa yakındır. Başdiyakoz Frollo Notr Dame Katedraline bakarak elinin altında olan kitaba "bu eserler bu yapıları yıkacaktır zamanla" demesi bir anlamda doğrudur. Ama içinde yaşadığımız yüzyıl bu sözü az da olsa çürütmüştür. Çünkü bana göre bir tarihi yapı ne kadar değerli ise bir kitap aynı ölçüde değerlidir. Sağır bir mahkeme. Quasimodo işlediği bir suç yüzünden tutuklanır. Mahkeme huzuruna çıktığında ne ile yargılanacağnı o da bilmemektedir. Burada tuhaf olan mahkeme yargıcının da sağır olduğunu kimsenin bilmemesidir. Çünkü yargıç bunu söylerse halkın gözünde küçüleceğini ve itibarını kaybedeceğini düşündüğü için kimseye söylememiştir. Sıra Quasimodo'yu yargılamaya gelir. Tutuklu sağır, yargıç sağır mahkemeyi izleyen halk ise insanlığını kaybetmiştir. Sünger suyu emdiğinde, üzerinden deniz geçse bile bir damla su daha ekleyemez. İşte Quasimodo ve Frollo'da bu umutsuzluk vardı. İkisi de Esmeraldaya aşıktı. Quasimodo çirkin olduğunu, Esmeralda'nın ona hiç bakmayacağını biliyordu, Frollo da aynı şekildeydi ama acı içinde kıvranıyorlardı. Oysa Esmeralda ona asla değer vermeyen onunla sadece cinsel dürtüleri için beraber olmak isteyen bir insana aşıktı. Nort Dame'da hem Türk hem de Müslümanlık ögeleri de vardır. Türk işlemeli kaftanları, Ayasofya Müzesi gibi. Victor Hugo dönemin koşullarına göz önüne alarak geniş bir coğrafyaya seslenmiştir hep. Sonu ise gazap üzümleri gibi muhteşem bitmekte. Trajik bir son gibi görünse de aslında insanın düz düşünmesinin ona hayatında ne gibi sorunlar çıkaracağını bir anlamda göstermekte. Romanda beni hayal kırıklığına uğratan tek yer sadece Frollo'nun, Quoasimodunun ölümüne giden yola seyirci kalmasıydı. Aslında bunu bir anlamda kendi eliyle de yapmıştı ama bebekliğinden beri zangoç'a bakan, ona hayatı öğretmeye çalışan yanlış yaptığında onu uyaran herkese karşı koruyan başdiyakoz, onu kendi elleri ile bir bilinmezliğe itmişti.
1000Kitap
Notre Dame'ın KamburuVictor Hugo · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202242,2bin okunma
·
198 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.