Sevgili yazarımız polisiye/dram türündeki bu kitapta; Osmanlı Dönemin'de birbirlerine yakın tarihte yaşayan iki unutulmaz karakteri aynı sahnede buluşturmuş. Osmanlı Dönemi'nin ilk kadın mafyası Hanzade yani namı değer Baltalı Hano ve ilk seri katili olan Hrisantos'u yakalayan Komiser Muharrem..
Hayatın içinde sıradan bir insan iken, sizi azılı bir katile dönüştüren duygu; hiç şüphesiz "intikamdır". Üstelik adalet kavramı da yalnızca para ve güç sahibi insanlardan yana ise.. Hayat sizi bazen öyle bir noktaya getirir ki; içinizdeki tüm duygusal dengeler değisir, çehrenizdeki masum tebessüm, yerini yıkıcı bir öfkeye bırakır.. Tıpkı Hanzede'nin hazin dolu hikayesinde olduğu gibi..
Katıldığı bir davette zengin ve mevki sahibi insanların cinsel saldırısına uğrayan Hanzade hak aradığı davada haksız duruma düşüp yıllarca cezaevinde yatar.Üstelik bu tecavüzden bir de çocuk dünyaya getirir.Cezaevinde hem kendisinin hem de oğlunun canına kast edilmesi, ailesinin ona inanmayıp terk etmesi ve bozuk düzenin getirdiği nice sapkınlıklar sonucu; içinde söndürülemez bir intikam ateşi yanmaya başlayan cesur kadın; hapishaneden çıktığında bambaşka birine dönüşür. Artık tek isteği intikamdır.Aşık olduğu bir kabadayı ile birlikte kısa süre içerisinde İstanbul'un en ünlü çetesi haline gelirler.Fakat bu kez de engelli oğlu kaçırılıp istismar edilir. Bir annenin duygularını kökten yok edecek bu olay sonrasında Hanzade bunu yapan 21 adamı baltayla doğrar.İşte onun namını tüm ülkeye duyuran olay da bu olur.
Zekası ve cesareti ile her defasında emniyet güçlerini alt eden Hanzade'nin peşine bu kez Komiser Muharrem düşer. Ve İstanbul'un arka sokaklarında dram ve macera ile perçinlemiş nefes kesen bir kovalamaca başlar.
Aşk, intikam, dostluk, adalet ve insanlığa dair ne varsa, her bir duyguyu tüm çıplaklığı ile sorgulatan, gerçek bir hikayeden esinlenilmiş bu muhteşem kurgu beni çok derinden etkiledi.