·408 syf.····Okunma: 15 Kasım 2023 09:56 Epeydir okuduğum kitapları paylaşmak içimden gelmiyor. Bu kitap için paylaşım yapmak istedim.
İlk nedeni yazarın müzikal, renkli, canlı, duyulara hitap eden, gerek atasözleri, deyimler, gerekse kullanılan bölgeye özgü (Ege) ağız ile zengin bir anlatıya sahip olması. Okuma zevkini yükselten bu özelliğin yanında, ikinci olarak esprili dili ile rahat, eğlenceli bir okuma yapmayı olanaklı kılması.
Diğer beğenip aktarmak istediğim özelliği ise ilgi çekici temaların birini göze sokup, diğerini üç satırla geçiştirmeden hepsine dengeli bir şekilde yer vermesi.
Kitabın akışı uzerinden temaları da aktarayım. Kitabın pratagonisti Seyfettin köyde yaşayan, fiziğiyle, çalışkanlığıyla, insana değer verişiyle, etik değerleriyle babasına benzeyen biri. Ķöyü ve şarkın olumlu değerlerini temsil ediyor. Kardeşi Aksel ( antagonist) adını da annesinin Paris'te öğrenciyken, babasını tanımadan önce tanışıp aşık olduğu piyano öğretmeninden almış, kenti, kente özgü olanakları, insanları, karmaşayı hatta kentin gayri etik rekabetini sever, bencil ve güvenilmez biridir. Medya sektöründe çalışır, bu sektördeki çirkin ilişkiler kendisine dokunmadığı sürece onu rahatsız etmez. Aksel batıyı temsil eder. Iki kardeş uzerinden öncelikle köy- kent, batı-doğu karşıtlığı, sonra kardeş rekabeti teması işleniyor. Anne İlgen'in ilgisizliği, soğuk ve uzak olması nedeniyle ihmal, Aksel'i kayırmasıyla istismar temaları da var. Annesinin tavırları ve babasının ölümünden sonra ailesinden uzaklaşan Seyfettin, sevgilisi Vildan'ın kendisi askerdeyken Aksel ile evlenmesi sonucu, kolu kanadı kırık, görevi nedeniyle olağanüstü şartlarda tanıştığı bir şifacı olan Meryem Ana'ya sığınır. Onun yaşadığı yayla köyü Dağyüzü'ne yerleşir, yaşamını Meryem Ana'nın ve muhtar Ali Naki'nin koruması ve arkadaşlığıyla geçirir. Fıstık toplayarak geçinir, doğayla barışıktır, minimalist bir yaşam sürer, huzurludur.
Vildan'ın, oğulları sınava girene kadar Aksel'in olumsuz ruh halinden etkilenmemesi için, onu Seyfettin'e getirmesiyle sadece Seyfettin'in değil, tüm köyün huzuru kaçar. Aksel alkoliktir, Seyfettin ona şifa vermesi için Meryem Ana'ya başvurur. Burada kitabı ilginç kılan, okumayı sürükleyici bir hale getiren başka bir temayı görürüz: Anadolu mistizmi ve mitolojisi. Bu kısımlar Büyülü Gerçekçilik ögeleriyle doludur bana kalırsa. Meryem Ana Aksel'i bedenen iyileştirse de ruhu iyileşmez. Para hırsı ve bencilliği nedeniyle köyde taş ocağı açılır. Taş Ocağı'nın doğaya, bireylere ve topluluğa verdiği zararlar uzerinden Çevre Kirliliği en çarpıcı tema haline gelir.
İlk romanı Dolunay Iki Gece Sürer'den sonra, ne yazsa okuyayım diye niyet etmiştim. Yine zevkli, eğlenceli, tatmin edici bir okuma deneyimi oldu.