·240 syf.··Beğendi
···Okunma: 19 Kasım 2023 04:54 Altı asır boyunca İsveç yönetiminin himayesinde yaşayan Finlandiyalıların yeniden dirilişinin , varoluşunun destansı hikayesi.
Bataklık ve kayalıklar arasında yer alan Finlandiya, kıt kaynaklarına ve her türlü olumsuz koşullarına karşın, ayağa kalkarak, sefaletten kurtulup, siyasi, ekonomik ve kültürel açıdan gelişen, refah ve uygar ülkeler arasına girmeyi başarmıştır.
Elbette bu kolay olmamış. Bilinçli, aydın insanların örgütlenerek tüm toplumu bilinçli, çalışkan, yurtsever insanlar haline dönüştürene değin devam etmiştir.
Eğitim Öncüleri, her Findalya’lının aynı zamanda “yaşamın Mimarı” olma seviyesine gelene kadar çalışmalarını sürdürmüşler.
Finlandiya’nın uyanışı, Çarlık Rusya’sının ülkeye girmesiyle başlamış.
Yıllarca süregelen Ülke yönetimindeki İsveç yasaları ve kültürü yok edilmeye başlanmış.
Finlandiya kendi özerk yönetimini kurarak, parlementer sisteme geçmiş. Kendi yasaları, kendi kurumları, kendi çalışanları artık yönetimde yerini almıştır.
İsveçliler tarafından yok sayılan, küçümsenen ana dilleri , resmileşmiş.
Rusya’nın ülkeye girişiyle şaşıran halk kimlik bunalımı yaşasada “Biz İsveçli değiliz. Rus olmakta istemiyoruz. O zaman Finlandiyalı olalım” demeye başlamış. Kendi kimliğine, kendi varlığına dört elle sarılarak, her alanda kendini yetiştirmiş ve geliştirmiştir.
Bu çalışmaların en etkin güçü ve ismi Snelman olmuş. Fin aydınlarının en parlak temsilcisi. “Bizler halkın uyandırılması gibi büyük bir işe yeni başlıyoruz. yeni topraklara ayak basan öncü insanlar gibiyiz. Halkın içinde bulunduğu cehalete karşı verilecek bütün yükünü omuzlarımızda taşımak zorundayız.” diyerek yola çıkmış .
Papazları, doktorları , ülkenin tüm aydın kesimlerini işin içine sokmayı başararak, cahil halkıda istenilen noktaya getirmeyi başarmış.
Gençlerin gitmekten hoşlanmadığı , kışlaları bir eğitim yuvasına dönüştürmüş. Askere gelen gençleri her alanda kendini yetiştiren , duyarlı, sanatı seven, kitap okuyan yaşamın içinde yer alan, çalışmayı seven, bireyler haline gelmesinde , öncü olmuş.
Bu kitap ilk defa Mustafa Kemal Atatürk zamanında Türkçeye çevrilmiş. Atatürk bu destansı başarıya hayran olmuş. Bu kitabın derhal askeri okulların ve diğer okulların müfredatına dahil edilmesini istemiş.
Bu düşüncesiyle ne kadar çağdaş olduğunu, halkını ve vatanını düşünen , koruyan ve kollayan bir lider olduğunu göstermiştir.
Bu destansı başarının gelişimini merak edenlerin, uzak duramayacağı bir kitap