10/10
·324 syf.··
Beğendi
·
2023 30. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 20 Kasım 2023 02:48
Her şey Yıldız Sarayından alınarak tahttan indirilip ailesiyle beraber sürgüne gönderilen 2.Abdülhamidin Alatini Köşkündeki sürgün günleriyle başlar. Padişah tahta geçen kardeşinin kendisini ve ailesini öldürmek için buraya gönderdiğini gözden ırak yerde infaz edeceği kuruntusuna kapılır ve buna göre geçirmeye başlar günlerini. Ama zaman geçtikçe bu kuruntusu az da olsa azalır sonuç olarak kardeşinin böyle bir şey yapmayacağını düşünerek kendini rahatlatır. Tahta geçen kardeşi Mehmet Reşad hakkında çeşitli kaygılar taşımaktadır. Kardeşinin kendisi kadar devlet işlerinde yetkin olmadığını ve zaten sallantıda olan imparatorluğu yıkacağını düşünür. İçinde bulunduğu durumu kabullenmeye mecburdur kendisini oyalayacak şeylerle meşgul olmaya çalışır. Ailesinin bu durumun dışında tutulması gerektiğini onların sürgünden gönderilmesini ister ve bu isteği kabul edilir. Ancak onu çok seven, onsuz yapamayacağına inanan eşlerinden birisi olan ve ona en sadık kişi Müşfika Hanım onu yalnız bırakmaz. Zor zamanlarında yanında olduğu padişahı şimdi bırakma niyetinde değildir. Padişahın ve ailesinin doktorluğunu yapan onların sağlığından sorumlu olan Atıf Hüseyin Bey ona başlarda çok ön yargılıdır. Ön yargılarından birisi olan zalim olduğunu düşünmesidir ki bunu düşündüren olaylardan birisi de Mithat Paşa olayıdır. Abdulhamid, Mithat Paşayı idam kararı çıkarttırır ancak onu bağışlayarak sürgüne gönderir. Ardından Mithat Paşa sürgüne gönderildiği taif kalesinde 3 yıl sürgün hayatı yaşadıktan sonra muhafızlar tarafından öldürülür. Bunu Abdülhamidin yaptırttığı düşünülür çünkü padişahın haberi olmadan kuş bile uçamaz. Kendisini savunmak için de şu savunmayı yapar ben öldürmek isteseydim idamın kararını değiştirmezdim der. Ancak böyle bir şeyi herkesin ortasında yapmak istemez zira Avrupa'nın tanıttığı gibi bir padişah olmadığını halka inandırmak ister ya da gerçekten öyledir. Konumuza dönecek olursak Atif Hüseyin Bey doktorları olduğu haberini alınca hiç hoşlanmaz çünkü kendisinden nefret eder ölmesini çok istemektedir herkes gibi fakat şimdi doktorluğunu yapacaktır. Padişahla zaman geçirmeye başladıkça ona karşı davranışlarını gördükçe bu zamana kadar anlatılanların ve kafasındaki kişinin gerçekliği ile ilgili kuşkuya kapılır. Zaman geçirdiği padişahın daha farklı birisi olduğunu mukayese etmeye başlar fakat bir taraftan da ne kadar kurnaz olduğunu bildiği için anlattıklarına gördüklerine inanmak istemez onun bir nevi manipülasyon uygulayarak kendini aklama mekanizması olduğunu da düşünür. Kafasını karıştıran soruları sorar fakat cevaplar onu hep ikilemde bırakır. Bir nevi görmek istediğini görmek ister aslında bu zamana kadar anlatılanlar, şahit oldukları onun kafasında bir profil belirlemiştir ve onun dışına çıkmak istemez. Belki de korku duyuyordur gerçeklerle yüzleşmekten ya da yargılanmaktan. Zaten yaşadıklarını, gördüklerini, konuştuklarını yazdığını ve bunu herkesten saklaması bu durumu kanıtlamaz mı? Bizler de öyle değil miyiz zaten toplumsal normlar, içgüdüler, tecrübeler. Bunlara göre yaşamaz mıyız? Bunların dışına çıktığımızda kendimizi eleştiririz daha sonra eleştiriliriz. Aslında çoğu zaman olaylara görmek istediğimiz gibi bizim öyle olmasını istediğimiz şekliyle bakarız. Kendi bakış açımızı katmak bir olgunluk birikim gerekir kısaca kendin olmak gerekir. Nietzsche'nin üstinsan kavramını kullansak abes kaçmaz. Üstinsan dediğimiz kendini bulmaktır aslında bencilliktir bir nevi. Sorgulayıcı kendi düşünceleri olan kendi normlarını oluşturan bireydir. Abdülhamid'in dediği gibi benim sadece padişah olduğumu düşünürler benim en nihayetinde bir insan olduğumu unuturlar. Döneme göre ve padişahın ruhsal durumunu göz önüne alırsak anlattıkları ve davranışlarının aslında psikopatolojik bir durum olduğunu gözden kaçıramayız. Yoğun bir nevrotik bozukluğu olduğu ortadadır. Örnek olarak sürekli evhamlı olması, tehdit beklemesi, hatta psikoz evresine gelen hal ve hareketlerinin düşüncelerinin olduğu bunu kanıtlar nitelikte. Aslında olaya sadece politik bakmamak lazım aynı zamanda psikolojik olarak ve dönemsel bakmakta çok önemlidir keza yaptığımız eleştirilerde ve yorumlamalarda ve mukayeselerde bizi yanılgıya düşürebilir.
1000Kitap
Kaplanın SırtındaZülfü Livaneli · İnkılâp Kitabevi · 202215,6bin okunma
·
58 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.