Nasıl ve nereden başlayacağımı bilmiyorum ama bu zamana kadar okuduğum en ağır kitap olduğunu söyleyebilirim konu olarak. İsmini sosyal medyada çok duyunca ve insanı sarsan bir kitap olduğundan bahsedince herkes, ilgimi çekmişti ve başlamak istedim. Başlarken yalan söylemeyeyim abartıldığını düşünerek "en fazla ne olabilir ki?" diyerek başladım ama gelin görün ki neleeeer olmuyor ki.
Yazara açıkçası şaşkın ve kızgınım. Bu kitabı yazmaya başlarken sanırım çok ama çok üzücü çok travmatik bir kitap yazacağım motivasyonu ile yazmış ve başarmış da zira kitap bana nefes aldırmadı.
İlk 200 sayfası karakterleri tanımaya çalıştığımız için bir tık durağan geçiyor ama sonrası su gibi akıp gitti. Kendime de şaşırdım hatta ben bu kadar kalın kitabı nasıl bitirdim diye. Biraz depresif bir dönemimde okuduğum için mi bilmiyorum ama neredeyse her sayfasında her satırında kalbim paramparça oldu. Karakterlere çok alıştım, Jude'a çok alıştım, sanki arkadaşlarından biriydim de yaşadıklarına kahroldum. Gerçek hayatta bir çocuğun bunları yaşadığını, yaşayabileceğini düşününce kahroldum. Nasıl bir kitaptı bu bilmiyorum. Bazı sayfalarda durup soluklarımın sakinleşmesini, gözyaşımın kurumasını bekledim ve bunun bir kurgu olduğunu kendime hatırlattıktan sonra devam edebildim. Yer yer de kendime bu eziyeti neden yapıyorum diye de düşünmedim değil. Yanlış anlaşılmasın beğenmediğimden değil kitaptaki tüm bu duygusallıktan etkilendiğimden.
* GERİ KALAN İNCELEME SPOİLER İÇERİR! *
Jude istemese de ona kocaman sarılıp biraz da sarsıp hiçbir şey senin suçun değildi sen çok ama çok güçlüsün demek isterdim. Mutlu olmasını çok istedim onun ama düşünüyorum da 800 sayfada Jude'un gerçekten mutlu olduğu bir an var mıydı bulamıyorum. Buna Willem ile ilişkileri de dahil. Çünkü ona karşı da mahcup ve yetersiz hissediyordu. Ah Jude üzümlü kekim benim...
Kitabın sonunun mutlu bitmeyeceğinden emindim ama gerçekten böyle biteceğini de hiç düşünmedim. Tabi ki yazarımız ters köşe yapıp bizi en çok nasıl üzer düşünüp öyle bir son yazmış. Sayfalar azaldıkça ben hep Jude'un ölümünü bekler olmuştum. Kalbim ağzımda çevirdim sayfaları. Jude'un ayakları kesilecek hah tamam kesin ameliyattan sağ çıkamayacak, ameliyattan çıktı uyuyacak hah tamam kesin o uykudan uyanamayacak, Willem seyahate gitti hah tamam Jude yine intihar edecek derken Willem'in ölümü beni dumura uğrattı. O satırı kaç kere okudum ve idrak etmeye çalıştım bilmiyorum. Jude'un Willem'in seyahate gittiğine inanmaya çalışması, çabuk tükenmesin diye her gün kendine bir e-posta okuma izni vermesi, kokusu gidecek diye korka korka gömleği ile uyuması, her gün izlerse hemen biter diye aralıklara bölerek Willem'in filmlerini izlemesi, sesini unutmaktan korkması, yemek yemediğinde halüsinasyonlarında Willem'i gördüğü için aşırı kilo vermesi yani bunlar neydi ben ne okudum bilmiyorum ama üzüntüden mideme kramplar girdi.
Kitabı bitireli 2 gün oldu ve Jude'u okumayı özlediğimi fark ettim şimdiden. Gerçekten bu kitabı unutamayacağıma ve kalbimde izinin kalacağına eminim.
"Birtakım şeyler kırılır, bazen kırılanlar onarılır, fakat çoğu durumda fark edersin ki kırılan ne olursa olsun hayat o kaybı telafi etmek için yeniden şekillenir, bazen de muhteşem olur bu şekilleniş." (Bazen de olmaz)