Merhaba canlar...
Okuyan kadinlar kulubu olarak #heraybiryayınevi etkinliğimizde malumunuz olduğu üzere @arkadya_kitap vardı. İkinci seçimim #.... kaleminden #zümrütşelaleleri nden yana oldu...
Öncelikle yazarın kalemini çok sevdiğimi belirtmek istiyorum. Anlatımı öylesine duru ki, sayfaların nasıl aktığını anlamıyorsunuz. Yine sade, yormayan bir tarzda keyifle okudum...
Arkadya'nın alıştığımız ve bağımlılık yapan baskılarından biri Zümrüt Şelaleleri.
Bir yandan 1926 yılında Zümrüt Kaplıca Oteli'nde çalışmaya başlayan Violet'in hayatına ve Sam'le olan aşkına tanık oluyoruz. Garson kızla, büyük bir servetin varislerinden biri olan Sam'in aşkının imkansızlığı sadece statü farkıyla sınırlı değil. Aynı zamanda konu edilen ve detaylarıyla içinizi acıtan bir afyon bağımlılığı söz konusu.
Diğer yanda ise seksen bizi seksen sene sonrasına götüren Lauren Beck var. Bir zamanların görkemiyle dillere destan olan Zümrüt Kaplıca Oteli'nin karşısında yer alan bir cafede çalışan Lauren, otelin restorasyonuyla ilgilenen bir mimarla tanışmasının ardından sır perdeleri aralanmaya başlıyor.
Seksen sene öncesinde otelde yaşananlar duygudan duyguya sürüklenmenizi sağlarken, seksen sene sonrasının gizemini çözecek olmakta bir o kadar heyecanlandırıyor...
'"Aşk' aklı başında, kuralları yavaş yavaş belli olan bir oyun değil. Beklenmedik bir şekilde insanın tepesine inen Yıldırım misali, hep var olan, dünyanın gündelik kabuklarını soyup altında çarpan sıcacık kalbi gözler önüne seren apansız ve muhteşem bir şey..." olarak tarif ediyor Violet yasak aşkını. Çoğu zaman kendimi onun yerine koydum. Acaba sevdiğim adam bir maddeye bağımlılığı yüzünden gözlerimin önünde erirken, bambaşka bir kimliğe bürünürken buna seyirci kalabilir miydim? Ya da acısına son verebilecek cesareti gösterebilir miydim?
Tür olarak seviyorsanız listenize almalısınız diyor ve müsaade istiyorum...
Keyifli okumalarınız daim olsun...
Kitapla kalın...