Kitabı ilk gördüğümde çok depresif bir konusu olduğunu ve düşüncelerimi çok derinden etkileyeceğini düşünmüştüm. İlk düşüncem tartışılır ama ikincisinde kesinlikle haklıymışım. Bu kitap hem düşüncelerime hem hayatıma derin izler bıraktı.
Mutlaka herkes bir an da olsa intihar düşüncesine zihninde yer vermiştir. Genelde bir şeylerden kurtulmak isteriz ve çaresiz kaldığımızda başvurduğumuz çözüm intihar düşüncesi olur. Aslında içten içe biz de biliyoruzdur intihar çözüm değildir, sadece kaçış yöntemidir. Bunu bilmemize rağmen hâlâ ısrarcı davranırız anlamamakta.
Neyi mi?
Neyden kaçtığımızı. Kaçtığımız şey, yaşamaktır. Sevincin, üzüntünün, öfkenin, korkunun, mutluluğun verdiği coşkuyu her hücremizle hissetmektir.
İnsanların derin bir pişmanlığın ardından, hayatın kollarına kendini bıraktığı o evre; kaçtığı şeyi tamı tamına kavramamış olduğunun farkına varmasının sonucudur.
Veronika ise bu duygu karmaşasını yaşan o insanlardandır.
Her gencin hayatın inatçılığına karşı acemi tavrına dikkat çekerek söylüyorum ki, bu kitabı okuyarak en azından yalnız olmadıklarını ve bu karmaşanın geçici olduğunu anlamalılar.