Asla katılmadığım hokkabazca bir söz. Hakikat hakikattir. Doğruyu savunan doğrudur yanlışı savunan da yanlış. O halde üslup neden anlamlı olsun?
Nasıl söylediğinizin hiçbir önemi yok. Önemli olan ne söylediğiniz.
Hakikat sadece cümlelerden ibaret değildir. Üslubu da kapsar. "Her yiğidin yoğurt yiyişi farklıdır" derler bu yüzden. Hakikat sadece yoğurdu yemiş olmaktan ibaret değildir. Nasıl yenildiği de önemli. Bir insan hayatını kaybedince 'hayata gözlerini yumdu" deriz. Eğer hakikat sdece bir zamanlar yaşamakta olan bir insanın artık yaşamamış olduğundan ibaret olsaydı bu kadar üsluba dikkat etme gereksinimi olmazdı ve "geberdi gitti" demekte bir sakınca olmazdı. Sadece uygun üslup ile algı yönetimi için Edward Barneys de asıl adı "propaganda" olan bir meslek için( kendi deyimiyle " propaganda" kelimesi korkutucu geliyor diye) "halkla ilişkiler" kavramını uydurmazdı. Eğer üslup önemli olmasaydı Wittgenstein"felsefe anlaşılmayan dilin yan ürünüdür" demezdi. Eğer üslup öneli olmasaydı Freud dil seçmelerinin aslında kişinin bilinçdışının bir dışa vurumu olduğunu iddia etmezdi. Şimdi hokkabazca kim hakikati savuşturmaya kalkışmış oluyor?
Sir Honneur Gerçekten o kadar kitap okuyup da okuduğunu anlama konusunda nasıl bu kadar eksik kaldığına anlam veremiyorum. Ben burada niye kitabın yazarını eleştireyim durduk yere? Bir tane bile buna çıkacak cümlem yok. Yalnızca yazarın o cümlesinin son derece anlamsız olduğunu düşündüm ve bunu ifade ettim hepsi bu. Sen iyisi mi biraz daha oku.