10/10
·232 syf.··
2023 53. kitabı
·
10 günde okudu
·
Okunma: 18 Aralık 2023 11:06
#Okudum #KitapYorum #Cevdetgiller #AslıhanGüven #DoğanSolibriYayınları #Roman #232Sayfa Merhaba arkadaşlar, Bugün sizlere Doğan Solibri Yayınları'ndan çıkan, doktor ve yazar Aslıhan Güven'e ait "CEVDETGİLLER" isimli romanla geldim. İlk kitabı; "KELEBEĞİN DÖNGÜSÜ". Sayamadığım pek çok ünvana sahip kendisi. Kısaca çok başarılı. Yazarlığı sayfalarda harfleri dans ettiren cinsten. Tasvirleri, konulara hakimiyeti, okuru pamuklu bohçalara sarıp çeyiz sandıklarına yumuşacık kondururuyor. Zira uzun yıllar akıllardan çıkmayacak tadı damağınızda kalan gümüş kâsedeki güllü lokumların kokusunda bir yolculuğa çıkarıyor. Son sayfaya geldim, hala elim sayfa çevirme modunda. Düşünün bir yeni okuru olarak istiyorum ki roman devam etse ve ben bu büyülü satırlarda kalben nikâh kurduğum CEVDETGİLLER'den ayrılmasam diye !.. Rüzgâr'a aşık mı oldum ne!..? Baştan çıkmamak mümkün değil, kadın okuyucu içinden bir "wav, vuuu" demeden geçemez eminim. Şimdi kitabın kahramanı Cevdet aslında. Rüzgâr ise aynı bedende bir alter. Yani bir kişilik bozukluğu var. İşin ilginç yanı birbirinden tamamen bağımsız iki kimlikte beynin farklı alanlarını kullanıyor. Ana alter Gündüzcü Cevdet, kendi halinde sade giyimli bir muhasebeci ve yazar. Gececi Cevdet; namı değer Rüzgâr ise, uçarı, gösterişe meraklı, çapkın, sabit bir ilişkisi olmayan, materyalist, kendinden emin, şık giyimli, çekici, baş döndürücü bir adam. Tek arıza; hastalığın doğası gereği, kişinin kimlik bütünlüğünün sağlanamıyor olması. Dissosiyatif kimlik bozukluğu ya da 'Çoklu kimlik' benliğin bütünleşememesi. Bu hastalık aynı bedende yaşayan, birbirinden karekter bakımından tamamen farklı kimliklerin olması. Bunlara alter deniyor. Bu alterler yaşça, cinsiyetçe de birbirinden farklı. İsimleri, sevdiği yemekler, yaşam tarzları, giyimleri, konuşma şekilleri, hatta kimi zaman tıbbi hastalıkları bile farklı olabiliyor. Yani matruşka bebekler gibi beş kimlik oluşuyor toplamda. İçinden bir ben çıkmadı. Üçüncü kimlik "KÂHİN" o da en fazla gececi Cevdet'e, yani Rüzgâr'a uğruyor. Yüz hatları tanıdık, uzun beyaz saçlı, siyah uzun pelerinli, davudî sesli, gözlüklü, şapkalı karizmatik biri. Mistik ve iç ses gibi bir varlık. İşin bir garip yanı var ki hiç bir bilim açıklayamaz. O da şöyle; Gececi Cevdet'in yazdıklarının bir kader gibi Gündüzcü Cevdet'in başına gelmesi. Zaman ötesi bir düğüm. Tıpkı gündüz ve gecenin birbirinden çok farklı olup aslında aynı bütünün parçası olması gibi. Bir dördüncü kimlik çocuk "KRESHNİK". O da Cevdetgillerin türevlerinden biri. Bir Bosnalı. Soykırım zamanlarında annesini ve babasını kaybeden küçük yürek. Travmanın sonucu çoklu kimlik hastalığına saklanan taraf. Belki de Cevdet'in kırılma noktası buradan başlıyor. Kendini koruma ve çıkış yolu bedeninde tüm bu kimliklere sahip olmakla başlıyor. Sonra kendi bile durumun gidişatını durduramıyor. Şiddetli baş ağrılarıyla değişime girerken bitap düşüyor. Sonunda arızalı durumu düzeltmek, kendini tümletmek, tek bedende sadece Cevdet olmak için yardım almaya karar veriyor. Atilla Hocayla tanışıyor. Hipnoz yoluyla ayrışmış kimlikleri bütünleştirmeye yönelik tedavi süreci başlıyor. Tüm bu açıklamalardan sonra konuya daha rahat geçiş yapabilirim artık. Yer Cihangir. Kristal apartmanı. Yani Cevdetgiller'in yaşadığı mekân. Herşey kırmızı bir balonun gökyüzüne süzülmesiyle başlıyor. Burada balon kitabın oluşumunun önemli bir harcı. Sanki ekmeğin unu gibi. Tüm detaylar, konuların bağlam, giriş sonuç ilişkisinin ana erteri. Tüm olay kahramanları burada zincirlenmiş. Belki kitabın ikinci ismi "KIRMIZI BALON" bile olabilirmiş. Acının rengi kırmızıydı çünkü. Her gökyüzüne uçan balon ölümdü, ayrılıktı, hasretti. Cevdet'in sevgilisi Meltem. Onun balonlu battaniyesi. Ruhu üşüdüğünde annesinin üzerine örttüğü. Meltem'in hasta kocası Orhan'nın çocukluk anısıydı, elinde kırmızı balonla kapı önünde annesinin cenazesine bakarken, kapıcı oğlu Ahmetin ölümüydü, Serkis Ustanın başındaki doğum lekesiydi, yok olmak tadında var olmanın mücadelesiydi hepsi.. Bizi biz yapan, hayatımızı şekillendiren çocukluk travmalarımızdır. Farkedilmemiş, müdahale edilmemiş bir iltihabın apse yapması gibi zihin de apse yapar. Cevdet'in de hayatı bu yarayı temizlemekle geçiyor. Bilinçsizce yaşadığı bu insan topluluğundan kurtulabilecek mi? Aidiyetini bulabilecek mi? Zihnin unutmaya çalıştığı bu kaçış nasıl son buldu? Kimlikler bütünleşebildi mi? Kendisi olarak bildiği insan gerçekte kimdi? Tüm cevaplar bu ilginç romanda. Herkes kendinden, ilişkilerinden, yaşadıklarından bir pay bulabilir. Unutmadan beşinci kişilik 'ÖZLEM' Cevdet'in içine kaçan kadın kimlik. Bir örümcek ağı sarmalında kendi ipinizi kaybedeceğinizi garanti ediyorum. Roman bittiğinde artık siz siz değilsiniz. Sanki üç roman okudum. Düşünün kitabın servetini. Uçan bir kırmızı balon görürseniz gökyüzüne doğru bakın. Acaba kimin ümitleri, gerçekleri ve hayalleri diye... İstanbul gündüzleri harıl harıl çalışan çekici bir kadın, akşamları ise ışıl ışıl mücevherlerini takmış şuh bir kadın edasıyla karşısına geçer otururdu Cevdet'in. Kimi zaman ise nice kadeh içkinin yanına meze yapmıştı İstanbul'un bu eşsiz güzelliğini. (say. 45) Ağaç biliyor muydu ki bahar gelince yeniden canlanacağını, yoksa umudu mu onu böyle kapkara kupkuruyken ayakta tutuyordu? (say. 23) Zamanın yaşlanmış derisine dövme gibi kazınmış anılar vardır. ( say. 45)
CevdetgillerAslıhan Güven · Doğan Kitap · 202325 okunma
·
115 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.