·240 syf.··Beğendi
···Okunma: 18 Aralık 2023 01:09 “Ben iffetimi kocam gibi bir kadirbilmez için değil, en evvel kendim ve atalarım ve ailemle çocuklarımın adı için muhafaza ederim….”
“ Fakirlerin sıkıntıya dayanması, kibarların ise ufacık bir şeyden kederlenmesi, hep alışmaktan kaynaklanır.”
Bu kez zamanının aydınlarından, edebiyatta ve siyasette olabildiğince aktif bir kadın yazarımızın eserini okuduk. Kendisi Fatma Aliye’nin kardeşi oluyormuş bu arada.
Kitabın iceriğine gelince, fazla söze gerek yok, çünkü konu arka kapakta en güzel şekilde anlatılmıstı bence:
“Varlıklı bir ailenin kızı olan Sabite, akrabalarının çevirdiği miras entrikalarıyla sefaletin pençesine düşer. Yaşadığı tüm sıkıntılarına rağmen ilkelerinden ödün vermeyen genç kadın, dostlarıyla beraber uzun ve zorlu bir hak arama mücadelesi başlatır.
Yayımlandığı dönemde büyük yankı uyandıran Sefalet, çaresizliğin olduğu kadar sağlam bir kadın dayanışmasının da romanıdır.”
Düşününce kitabın adının, tüm içeriği tek kelimeyle özetledigini fark ettim bitirdikten sonra.
Sabite’nin başına gelenler anlatılırken, dönemin aile ilişkileri, toplumsal ve sosyal yapısı, vefa, iyilik ve kötülük, namus, onur kavramlarına atfedilen değer de, karakterler üzerinden başarılı bir şekilde yansıtılmıştı. Kıskançlık hırs ve bencilliğin vicdansızlıkla kendini gösterdiği kişilerin akıbeti de epey içimizi soğutacak sekilde anlatılmıştı öyküde. Ve ben hem bu anlatımı hem de kitabın eski Türk filmleri tadındaki oldukça hazin ve dramatik öyküsünü beğendim genel olarak. Sadece aileler anlatılırken soyağaçları o kadar ayrıntılandırılmıştı ki, o bölümlerde biraz kafam karıştı ama, bu durum beni çok rahatsız etmedigi için kitabı severek okudum. En çok da pek gerçekci gelmese de Sabite’nin masumiyetini ve Gayret’in Sabite’ye olan koşulsuz sadakatini sevdim.
Bu sebeple de, Türk edebiyatı okumayı seven tüm okurlara Sefalet’i tavsiye ediyor, keyifli okumalar diliyorum.
Kitaplarla kalın.