Herkese selam
Dün gece bir çırpıda okuyup bitirdiğim kalemiyle yeni tanıştığım ve oluşturduğu betimlemelerine hayran kaldığım Kar Tanesi kitabı incelemesi ile geldim.
Betimleme sevenler ve şairene üslup arayanların seveceği türden bir eserdi. Betimleme sevdiğim için bazı cümleler şiir gibi geldi bana.. Sizi bu kitapla şehirler arası hüzünler, pişmanlıklar, sırlar ve kaderin o kopmaz bağları arasında yolculuğa çıkaracağım konusuna gelecek olursak;
Birbirlerini çok seven iki gençtir Dilan ve Fırat.. Evliliklerinin ikinci yılında artık kucaklarına çocuklarını almanın mutluluğu ve heyecanını paylaşmakta, ailelerine katılacak ufaklıkların telaşı sarmıştır etraflarını.. Evet ufaklıklar dedim çünkü Dilan ve Fırat'ın ikiz bebekleri olacaktır. Van'da bebeklerin doğumu için yetersiz ortam olduğundan ve gebelikte yaşanan sorunlardan dolayı doktoru onları imkanların daha geniş olduğu Ankara'ya yönlendirir ve Dilan burada doğumunu gerçekleştirir. Ama Van'a dönüşleri tek bebek ile olur.. O bebeğin adını da Rojhat koyarlar.
Hayat acılarla doludur, Dilan ve Fırat çifti de acılarını kalbine gömer ve buna da şükür diyerek Rojhat'ı büyütürler. Rojhat küçük ama hayalleri büyük bir çocuktur büyünce doktor olmak ve herkesin yardımına koşmak ister. Küçücük yaşında idealleri, hedefi olan Rojhat her gün okula giderken zorlu yollardan geçer ama bu onu asla yıldırmaz. Ama hayat bu ya bir gün okula giderken Rojhat çok acı bir olay yaşar, kaybolur ve onu bulan yaşlı bir çiftin yanında kalır ama bir taraftan aile için günler hüzün ve acıyla geçmektedir..
Ama Rojhat küçüklüğünde olduğu gibi asla yılmaz, hedefinden hiç şaşmamıştır ve o çok istediği tıp fakültesini kazanır. Okumak için Ankara yollarına düşer ve onu bu şehirde beklenmedik olaylar karşılayacak ve sır kapıları aralanacaktır.
Bu sırlar neydi ve Rojhat'ı Ankara'da neler bekliyordu?
Öğrenmek için kitabı okumanızı tavsiye ederim