Daha önce hiç bu türde bir kitap okumamıştım. Okurken çok sevdiğimi fark ettim. Zaten ben Drakula hikayesinin her versiyonunu seviyorum.
Burada ilginç olan nokta bu hikâyenin Drakula'nın kadınlarından biri olan Constanta'nın gözünden anlatılıyor olması.
Bir romandan çok bir günlük gibi düşünebilirsiniz. Constanta Drakula'ya duyduğu hastalıklı aşkı ve bağlılığı açık açık günlük tutar gibi yazmış.
Dili şiirsel olsa da sıkılmadan okuyorsunuz bazı cümlelere hayran oldum. Sonunun romantizme edilmemiş olmasını sevdim gerçekçi bir şekilde bitti. Oldukça karanlık ve çarpık olduğunu söyleyeyim.
Constanta bir savaşta ölmek üzereyken Drakula tarafından kurtarılır ve sonsuz bir hayatla ona bağlanır. Aradan geçen yüzyıllar boyunca aşkları hastalıklı bir bağımlılığa dönüşür. Drakula ailelerine bir kadının katılması için onu ikna eder ve Constanta bu kadına aynı aşkla bağlanır. Aralarına üçüncü eş olarak katılan yakışıklı ve genç bir adam koruma güdüsünü harekete geçirir. Üç eş sevdikleri ama tehlikeli olduğunu fark ettikleri adama karşı birleşir.
Arzu hepimizi aptallaştırır. Fakat sen bunu çoktan biliyordun, değil mi?
"Çok güçlüsün," dedin ve başını eğerek beni bir kuyumcunun mükemmel kesilmiş bir pırlantayı incelemesi gibi incele din. "Sıkı tutun Constanta. Bunu atlatırsan, ölümün acısını bir daha asla hissetmeyeceksin."