Gerçekten yazarın hastasıyım.
Bu serinin benim için tek eksisi çok kısa olmalarıydı. Konular, karakterler o kadar tatlı ve güzel ki 400 sayfa falan okumak için öldüm.
En çok ikinci kitabı sevsem de bu hikaye de güzeldi. Erkek karaktere düştük bir kez daha. Zaten Ali Hazelwood kitaplarının erkek karakterleri muhteşem oluyor.
Hannah'ın en büyük hayali NASA'da çalışmaktır. Sonunda hayali gerçek olduğunda kendini kuzey kutbunda herkesin intihar olarak gördüğü bir araştırmada bulur. Fırtına da mahsur kaldığında kimse onu kurtarmaya gelmek istemez tek kişi dışında... Ian ile üniversite de okurken tanışmış aralarında ki çekime kapıldıkları anda Ian onu yarı yolda bırakmıştır. Aynı yerde çalışmaya başladıklarında Ian'ın aradan geçen yıllarda o günü unutmadığını fark eder. Bu yakışıklı ve başarılı adam bir anda en büyük düşmanına dönüşür. Yine de onu kurtarma görevine gelen tek kişi Ian'dan başkası olmaz. Şimdi kar fırtınasını eritecek tek şey aralarındaki duygulardır.
"Ben de senden hoşlandım." Omuz silktim. "Takılalım o zaman, olmaz mı?"
Uzaklara baktı. Sonra gözlerini aşağı, ayakkabılarına dikti.
"Seninle daha çok vakit geçirmem, senden gittikçe daha çok hoşlanacağım anlamına gelir."
"Yok ya," diye homurdandım. "Genelde öyle olmaz."
"Olur. Benim açımdan öyle olur."