Bilemiyorum.
Yalnızca bir ağızdan çıkan bir mektupta, iki kişiyi anlatabilmek ve de bunu yalnızca mantıken de değil , duygusal olarak da başarmak bana kalırsa muazzam bir durum . Yetenek demiyorum , durum diyorum . Bana kalırsa kafkanın bu mektubu bir nevi kendini kanıtlama ve de mazur görülme çabasıdır. Her ne kadar kendisi en başından beri inkar da etse içinde bulunduğu durumdan dolayı çoğunlukla babasını -bir o kadar da kendini -suçlu görmekte . Bu yüzden bir sinir harbi esnasında ya da yorgun bir günün ardından kendinde bu suçlamayı yapabilecek gücü buldu . Sonrasında mektubu daktilodan geçirmeye çalışmasıysa bana başka bir şeyi düşündürdü . O da babasına bu mektubu vermeden önce defalarca okuyup da sonunda kendinde bunu ciddi bir şekilde yapacak cesareti bulamayışı oldu. Bu yüzden işin içine biraz da alaycılık katarak -her ne kadar bu kendisini çok alçakça hissetmesine sebebiyet verse de -işi romantize edip üstü kapalı bir şekilde babasına içini açtı ( bu her zaman böyleydi Kafka için, açık açık değil ancak içten içe babasından onu anlamasını diledi . İç karışıklıklarını bir yayınevine gönderip herkesin eline verme fikrini tasarlamasına rağmen kendini bunu istemekten alıkoyamadı. Kafka bu mektubu yazarken benim gözümde hala küçük bir çocuk , ve halen aynı beklentiye bakıyor satırlara .