“Mrs. Dalloway çiçekleri kendisinin alacağını söyledi.”
.
Tek bir günde geçen, geçmişe geri dönmelerle süregelen; anıların, yaşamdaki seçimlerin aktarıldığı bir kitap #mrsdalloway
Clarissa Dalloway, yapmak istedikleri ama (toplumsal yaptırımlar neticesinde) yapamadıkları arasında sıkışıp kalmış bir karakterdir.
Sally ve Peter geçmişinin ve aslında olmak istediği hayatın bir parçasıdır. Ama onun seçimi kendisini bir aristokrat olmaya zorlamıştır.
Her zamanki sosyal statü, toplumsal sınıf ayrıcalıklarını hissettiğiniz bir roman Dalloway… 1. Dünya Savaşının
henüz bittiği dönemde yazılan eser, İngiltere’deki
üst ve alt tabakanın bu savaştan nasıl etkilediğini “bilinç akışı” tekniğiyle anlatır .
Üst düzey kişilerin katılacağı ve kendince her şeyin mükemmel olması gereken partisine hiç tanımadığı bir kişinin damga vurması ise oldukça şaşırtıcıdır.
Septimus Warren Smith, savaşın travmalarını atlatmaya çalışan, aynı zamanda modernleşmiş dünya arasında sıkışmış depresif bir karakterdir.
Aldığı karar neticesinde kendi dünyasında boğulmuş Clarissa’nın bir an için de olsa gel-git yaşamasında rol alır Smith.
Sonuç mu? Onu söylemiyeyim
.
Woolf’un karamsar iç dünyasından her bir karakterin ruhsal çöküntüleri çarpıcı olarak anlatılmaktadır eserde.