Sihir, büyü ve cadılar hakkında harika bir kitap. Vivi'nin gençken aşık olduğu adamı kırık bir kalple ve yanlışlıkla lanetlemesiyle başlıyor. Lanetin işe yaramadığını düşünüyorlar çünkü o sırada söylediklerinin hiçbiri gerçekleşmiyor ve Rhys hayatına mükemmel bir şekilde devam edebiliyor. Ta ki yeniden kasabaya dönene kadar.
Bir oturuşta okunabilecek akıcı bir kitap. Yorucu değil, karmaşık değil. Tatlı, atmosferi çok iyi yansıtmış, bir laneti çözmeye çalışmalarına rağmen kasvetli gelmiyor. Merak ettiriyor. Smut var zaten yetişkinler içindir ibaresi konmuş ama öyle sayfalarca değil dozunda yazılmış.
Rhys eğlenceli, rahat ve umursamaz bir karakter olduğu kadar düşünceli ve ailesinin onayını almak isteyen bir adam. Bu yüzden zamanında karşı çıkamadığı için hayatının aşkını yani Vivi'yi kaybediyor. Ancak o zamanlar 19 yaşlarında bir genç olduğu için bunun aşk olduğunu fark edemiyor. Bunun için onu suçlamıyorum. Oldukça romantik ve aslında ne kadar korktuğunu ve üzüldüğünü dalga geçerek saklayan bir karakterdi.
Vivi ise gençliğinde bile hissettiği duygunun farkındaydı ve Rhys'in ona reddedecek olmasına rağmen söylemeyişi anlaşılır bir şekilde kalbini kırmıştı. Kırık bir kalp saçma işler yaptırabilir. Kendi halinde olmayı seven, güçlü bir cadı olmasına rağmen cadılıktan kaçınan bir karakter. Çocukluğundan beri bu şekilde büyütülmüş ve bir anda cadı olduğu için bocalamış.
İkilinin arasındaki enerjiyi çok sevdim. Vivi'nin teyzesi ve Gwyn'in onları kollaması, destek olmaları çok güzeldi. Hem aşkı hem aile bağlarını gördük. Rhys ve Vivi'nin yeniden karşılaşıp birbirine karşı koyamaması öyle doğal gelişti ki. İkinci şans kitaplarını çok da sevmem yani bir şey bitiyorsa bitiyordur ama hiç ikinci şans gibi hissettirmedi. Sanki kaldıkları yerden devam etmişler gibiydi.
Gereksiz uzatılmamış, detaylayla boğulmamış olması çok hoştu. Kısa gibi geldi ne çabuk bitti dedirtti ama daha uzun olsa kesinlikle boğardı. Karakterleri ve hikayeyi çok sevdim.