Puan vermedi·324 syf.····Okunma: 16 Ocak 2024 12:05 SÜRGÜNDE BİR PADİŞAH
Kitabın tarihi olaylar kısmına değinmek daha çok tarihçilerin işi. Abdülhamid'in tahttan indirilmesi, İttihat ve Terakki, Jön Türkler, Ermeni mevzusu, katliamlar, kirli siyasetler, Mithat paşanın öldürülmesi, saray yönetimi, cariyeler, imparatorluğun adım adım yok oluşu, yeni umutlar, hürriyet aşkı... Bunlar ve bunlardan çok daha fazlasını eleştirmek de haklı bulmak da tarihçilerin işi. Ki ben yazılan hiçbir tarih kitabının da tarafsız yazıldığına inanan birisi asla olmadım. Fakat bir tarih kitabını eleştirecek bir bilgiye de sahip olduğumu düşünmüyorum.
Bu yüzden de ben kitabı yakın tarihimizi okur gibi değil de hayali devrik bir padişahın anılarını, tahtını kaybettikten sonra ki psikolojik durumunu, korkusunu, umudunu, geçmişinde ki pişmanlıklarını, iyi ki yapmışımlarını okudum. Bazen kızdım ana karakterimize, bazen üzüldüm, bazen zeki buldum, bazen ölümü hak etmiş, elleri kanlı bir padişahın hikayesini okudum.
Kitap Abdülhamid'in tahttan indirildikten sonra ailesiyle birlikte Selanik'te ev hapsinde tutulmasıyla başlıyor. Genel de onların sağlığından sorumlu doktorun notlarından yola çıkıyor yazar. Abdülhamid'in tek başına odasında yaşadıklarını ve aklından geçenleri ise geçmişinden, ailesinin notlarından, seyahatlerinden, hükümdar olduğu dönemde ki tarihi olaylardan yola çıkarak bir psikolojik ruh hali yansıtıyor yazar bize. Araştırdığı onlarca kaynak devrik padişahın ruh halini yansıtmasında ve okuyucuyu sıkıcı bir tarih kitabından çıkarıp bir roman havasına koymasına yardımcı oluyor. Ama kurgu konusu eksik. Daha çok bir insanın güç elindeyken nasıl bir psikolojide olduğuna ve o gücü kaybettikten sonra ki ruh haline değinmiş..
Kitapla kalın..