2024’ün ilk incelemesini bu kitap için yazmak istedim. Çünkü gerçekten ülkemizde çok ama çok büyük bir sorun olmasına rağmen farkındalık uyandıracak çok az eser var hayvan haklarıyla ve hayvanların yaşadıkları zorluklarla ilgili…
Özellikle de bir çocuk kitabının bu bilinçle yazılmış olmasından çok etkilendim yazarına teşekkürü borç bilirim.
Hayvanseverler olarak çok mücadele ediyoruz ama çok yetersiz kalıyor mücadelemiz, sayımız çok az ve yapmak zorunda olduğumuz şeyler bile çevremiz tarafından ‘boş iş’ olarak nitelendiriliyor.
Ben mahallemdeki her hayvanı tanırım, kedilerimin köpeklerimin başını okşamadan mamasına suyuna bakmadan evime çıkmamaya çalışırım bunu iyi bir insan olduğum için değil bunları yapmak bizim görevimiz bilinciyle yapıyorum. Çünkü onlara yaşayacak alan bırakmayıp bi de onları kovalıyoruz bu bana çok saçma geliyor. Kedilerin, köpeklerin yeri dağlar ya da çöplükler değil. Sokaklarda perişan oluyorlar ve onları bu duruma biz düşürdük bunun artık farkında olmalıyız. İnsan kainatın tek bilinçli canlısı ama yaptıklarıyla kainata zarar veren de tek canlı. Doğa bir denge içindeyken bu dengeyi biz bencilliğimizle bozduk. Bu konu benim için kapanacak bir konu değil en iyisi burada bitireyim.
Tekrar kitaba dönecek olursam… Mia evden azatlanan bir kedi. Azatlamak diyorum çünkü dağ başına bırakılıyor sahibinin babası tarafından üstelik öyle bir atıyor ki bacağı kırılıyor ama neyseki çok geçmeden güzel yürekli Zeynep Ablası onu görüyor ve trafikteki anlayışsız insanlara rağmen durup onu alıyor, tedavi ediyor ve barınağa alıyor. Sahibinin (Tuğba) Mia’yı babasının attığından haberi yok çünkü babası kızına ve eşine Mia kaçtı diyor ama attıktan 2 gün sonra pişmanlıktan perperişan oluyor çok üzülüyor. Tuğba Mia’yı her yerde arıyor en son bu yeni açılan barınakta onu buluyor -evet sahibiyle yine kavuşuyor, mutlu son!
Bu süreçte barınak ortamı gündemde izlediklerimizden ve gördüklerimizden çok daha olumlu anlatılmış ama bir çocuk kitabı zaten ancak bu kadar gerçeği yansıtmalı diye düşünüyorum. Çok tramvatik bir öyküyü kimse çocuğuna okumak istemez.
Pozitif yaklaşımla hayvan sahiplenmenin güzellikleri, sorumlulukları ve sahiplenilen hayvanın belli bir süre sonra sokak hayatına uyum sağlamasının mümkün olmayacağı çok güzel işlenmiş. Hayvanlar peluş oyuncak değildir, sizinle bağ kurarlar. Akşam işten bi gelirsiniz çocuk gibi sevinirler… Onlarla yaşadığınız her an gerçek sevgiyi hissedersiniz.
Mia’nın öykülerini bulup alacağım önce kendime sonra okuyabildiğim tüm çocuklara okuyacağım.
Teşekkürler Hüsnan Şeker iyi ki yazdın! :)
Mutlaka okunmalı!