·136 syf.··Beğendi
···Okunma: 16 Ocak 2024 00:32 Yılın ilk kitabı ve ilk incelemesinden herkese merhaba. Bu sene bol bol inceleme yazma düşüncesindeyim. Gerek okuduğum kitapların hafızamda kalıcı olması için gerekse düşüncelerimi yazıya aktarmada gelişme göstermek için bol bol inceleme yazmaya çalışacağım. Bazı arkadaşların yazdıkları incelemeleri gördükçe imreniyorum, onlarlar gibi inceleme yazmak istiyorum tabi bunun için çok ekmek yemem gerekiyor.
2024 yılında ağırlıklı olarak tarih okumayı planlıyorum. Özellikle Osmanlı Devleti’nin son dönemi ve milli mücadele dönemini ağırlıklı olarak okumak niyetindeyim.
Kitabımıza gelirsek Kaynak Yayınlarından çıkan bu eserde Atatürk’ün önderliğinde 20 Ocak 1920’de kurulmuş olan Hâkimiyeti Milliye gazetesinin yayınladığı önemli ve dikkat çeken yazılardan oluşuyor. Çok büyük ekonomik yokluklara rağmen yayın hayatına devam etmiştir.
Hâkimiyeti Milliye gazetesi Milli Mücadele’nin silahlı safhasından önce milli mücadelenin yol haritasını göstermesi bakımından önemlidir. O yıllarda gazete en önemli iletişim araçlarından biridir. Şimdi bile bu kadar iletişim araçlarının inanılmaz derecede gelişmesine rağmen insanları ortak bir payda da toplamak çok zor olduğu halde bu birlik ve beraberliği toplumu bir amaç uğrunda bir araya getirilmesi o devir için bana inanılmaz başarılı bir şey olarak gelir hep. Atatürk’ün dehasını bir kez daha görmüş oluyoruz.
Atatürk her şeyden önce İstanbul hükümetinin karşısına bir siyasi oluşum olarak çıkmanın önemini vurgular. Yoksa karşı tarafın sizi muhatabı olarak alması mümkün olmaz. Anadolu’nun kritik şehirlerinde yapılan genelgeler ve yine 23 Nisan 1920’de TBMM’nin açılması hepsi bu amaç doğrultusunda yapılmış siyasi adımlardır.
Hâkimiyeti milliye yazıları ile halka milli birlik bilinci, vatanperverlik ve vatan savunmasının gerekliliği aşılanmaya anlatılmaya çalışılmıştır. Düşmanı vatan toprağından kovmak için milli bir bilinç oluşturulmaya çalışılmıştır. Antiemperyalist bir çizgiden giden Milli mücadele aynı zamanda devrimci bir mücadeledir. Bu nedenle doğu halklarının yüzyıllardır yaşadıkları esaretten kurtulmak için en büyük ilham kaynağı olduğu bir mücadeledir. Özelliklede bu devrimci hareket İngiltere’nin hiç hoşuna gitmez. Bu hareketi engellemek için pek çok şeye girişeceğini biliyoruz.
Yeni Rusya yeni Türkiya el ele, dünyayı emperyalist zulümden kurtaracak olan hareketin öncüleridir. Sayfa:91
Fakat insanlığın adalet ve vicdanında her zaman şeref ve hürmet mevkii bizim olur ve milli davamızın müdafaası uğrunda katlandığımız mahrumiyet ve fedakarlıklar, aynı maksatla mücahede devrine girmiş bulunan bütün Müslüman milletlerle ruhlarımızı daha yakından birleştirerek onlara azim ve sebat için misal teşkil eder. İşte milli iradenin kuvveti, bu hakiki mahiyettedir. Sayfa:54
Çünkü doğu halkları çok uzun zamandır çok acılar çekmiş sömürülmüş geri bırakılmıştır. Üzerinde güneş batmayan imparatorluk İngiltere’nin dünyanın ortak düşmanı olduğu, tek kurtuluşun vatanperverlikle, milli bir devlet mücadelesi ile kazanılacağına olan inanç. Bu nokta milli mücadelede başka çıkar olmadığını anlamayanların, kimi gruplar İngiliz hâkimiyeti ister kimi gruplar hilafet ister kimi gruplarda çağa ve akla uygun olmayan fikirler beyan eder.
Bundan bir sene evvel Lenin’in Türkiya hakkında söylediği meşhur nutku herkes bilir. Lenin bu nutkunda Türkiya için en uygun idare tarzının milliyetperver idare olacağını söylemişti.Sayfa:133
Demişler ki: “İşte memleket barış antlaşmasıyla parçalanacak. Gelin, İngiltere himayesini isteyelim.” Fakat halkın gazabı şahlanmış, bu zavallı İngiltere dostları kendilerini güç bela kurtarmışlar..Sayfa:66
Bu sütunlarda bir kere daha söyledik. Bu memlekette İngiliz siyasetini, İngiliz himayesini özleyenler, hala pek yeni tecrübelerden sonra ya vicdansız vatansızlardır yahut akılları ve muhakemeleri kıt kimselerdir. Sayfa :66
Ne İngiliz siyaseti ne de İngiliz himayesi! Yaşasın Türkiya bağımsızlığı! Bağımsızlık, kan pahasına alınır bir nimettir, can tende iken verilmez ! Sayfa 69
Anadolu şimdiye kadar vermiş vermiş, İstanbul’un boynuna taktığı esaret zinciri altında sürüklene sürüklene bugüne kadar gelmişti.Sayfa:108
Şaka gibi ama yıl olmuş 2024 ve aradan geçen 100 yıla rağmen hala daha hilafet isteyenler, şeriat isteyenler bitmemiştir. Doğu toplumları neden çağa ayak uydurmak istemezler neden değişmek istemezler anlamış değilim. Nasıl ki at arabası devri kapandı bu tip geri kalmış çağa ayak uyduramamış düşüncelerinde kalkması gerekir. Ne yazık ki biz tarihten ders almıyoruz. İktidarda kalmak isteyenler bu cennet vatanımızı tarikatların kirli ellerine teslim ediyorlar hemen hemen her kurumunu. Daha 15 temmuz ihanetinin üzerinden 10 yıl geçmedi. Ve biz daha acı bir sona doğru gidiyoruz.
Ve bu sefer bizi kurtaracak bir Mustafa Kemal olmayacak.