Kurgusu ile beni şaşırtan bir kitap okudum. Sonuna kadar kişilik ve bilinçaltı mesajlar veren , başarılı olmanın ve paranın gücünü , sanatın ve sanatçının nelere göre belirlendiğini Cihangir Martin 'in hayat hikayesi üzerinden öğreniyoruz.
İlk başta kitap ismi dikkatimi çekti . Bohem kelimesi ; özgür bir hayat tarzını sembolize etse de aslında başarısız olmuş ve artık bir umudu kalmamış sanatçılara verilen bir addır.
Cihangir Martin renk körü olan bir ressamdır. Resimlerini sadece gri beyaz olarak tamamlayarak ün salmış ama bu tanınması sadece yaptığı resimlerle değil babasından kalan miras ile paranın da gücünü kullanarak kendine ayrıcalıklı bir ortam hazırlamıştır. Ama paranın değil de sadece sanatının değer görmesini istemesi üzerine maddi olarak hiç bir destek almamaya başlıyor.
Hayatının inişli çıkışlı dönemlerinde onu terk eden , onun canını acıtan , kıskandığı en yakın dostu , arkadaşları , boşanan eşinden hepsinden intikam almayı amaçlıyor ki bunun onun için çok büyük bir sebebi var .
Siyah beyaz yaptığı resim değer görmemesi onu tamamen çileden çıkartıyor . Artık sadece ressam değil cinayet işleyen azılı bir katile dönüşüyor. Dönüştüğü katil ruhu ile yapacağı son resmini adım adım tamamlarken hayatını mahveden herkesten intikam da almayı hedefliyor .
Okurken sonuna kadar olaylar nereye bağlanacak , sıra kimlerde olacak ve renklerin hakimi kim olacak bu eserde merak duygusunu sonuna kadar ustaca işlemiş sevgili yazarımız .
Cihangir ile aslında göründüğü gibi olmadığımızı , bilinçaltında biriken duygular , öfke ve intikam hırsı insana yapamayacağı şeyleri yaptırdığını dile getiriyor. Bir önemli hususta göçmen krizinin de ele alınması , ülkeler arası yönetim güçlerini de kurguya toplumsal mesajlar olarak bu eser içerisinde olmasını taktir ettim.
Bir ressamın bir sanatçının zorlu yaşamını keyifle okuyacağınız bu eseri okumanızı öneriyorum.
Keyifli okumalar dilerim.