Kitabın konusunu çok detaylı anlatmak istemiyorum; çünkü zaten kısa bir hikâye ve sonunu bilmeden, kendi duygularınızla yola çıkmanızı isterim. Kısaca, Giovanni ve Campanella’nın trenle yaptıkları yolculuk ve bu yolculuk boyunca yaşanan ufak ama etkileyici olaylar anlatılıyor.
Küçükken hep bir trene binip uzun bir yolculuğa çıkmayı, hayaller kurmayı ve o yolculuğun hiç bitmemesini isterdim. Hâlâ da böyle bir hayalim var. Bu yüzden bu kitabı elime aldığımda merakla başladım ve “Evet, kesin zevk alacağım” dedim. Öyle de oldu: Yolculuk kısmı kalbime işledi, ama sonu bir o kadar da kalbimi burktu.
Yazım dili ve çeviri oldukça başarılıydı; okurken olayları zihnimde canlandırmak çok kolay oldu. Yazarın renk detaylarına özel bir ilgisi olduğunu fark ettim. Kitap bittiğinde, bu renklerin ardında bir anlam olup olmadığını düşünmeye başladım. Belki bazen kendi hayal dünyamda kitapları fazla inceliyorum; ama eğer bir çiçeğin rengi özellikle belirtilmişse, bunun bir nedeni olduğuna inanmak hoşuma gidiyor. Yazarın kelimelere yüklediği enerjinin bana geçtiğini hissettim.
Kitapta beni en çok düşündüren yerlerden biri, şu satırlardı:
“Böylesine güzel, böylesine sakin bir yerdeyken neden hâlâ mutlu olamıyorum? Kendimi neden bu kadar yalnız hissediyorum?”
Giovanni’nin bu sözleri, bana şunu düşündürdü: Hayalini kurduğumuz hedeflere ulaştığımızda veya istediğimiz insanların yanında olduğumuzda mutluluğu bulacağımızı sanıyoruz. Peki ya o an geldiğinde beklediğimiz duyguyu bulamazsak? Bu durum, bizde büyük bir hayal kırıklığı yaratmaz mı? Belki de Giovanni’nin o anki sözlerinin sebebi, arkadaşını kıskanmasıydı; yine de bu cümle kafamda birçok soru işareti bıraktı.
Bence, hayalini kurduğumuz şeylere kavuşunca mutluluğu bulup bulamayacağımızı önceden bilemeyiz. Ama asıl değerli olan, o hedefler için yola çıkmak, çabalamak ve bu süreçte güçlü kalabilmektir. Beklenen mutluluk gelmese bile, o yolda attığımız adımlar büyük bir başarıdır.
Küçük bir Samanyolu yolculuğu yapıp, güzel karakterlerle tanışmak isteyen herkese bu kitabı tavsiye ederim.