Öncelikle kitabın kapağında vurgulanan “yaşanmamış hayata övgü” tabirinin ilk etapta aklımıza gelen yaşamak isteyipte yaşamayamadığımız olaylar olmadığını söylemek isterim. Benim anladığım şekliyle bir hayatı yaşamak aslında duygularının ve davranışlarının altında yatan gerçek sebeplerin farkında olarak yaşamaktır belki de. Kitapta farklı başlıklarla vurgulanmak istenenin de bu olduğunu düşünüyorum. Hüsrâna uğratıldığımız da aslında hissettiğimiz nedir? Kavrayamamak, kavrama eylemine göre daha avantajlı mıdır? Bir şeyin yanımıza kâr kaldığını düşündüğümüzde o şeyin üzerimize yüklediği sorumlulukların farkında mıyız? Çıkıp gitmek her zaman kurtulmak anlamına mı gelir? Peki bizler, birilerini suçlamak istersen aslında duygusal anlamda kendimizi tatmin etmenin yollarını da arıyor muyuz? Bu sorulardan da anlaşılacağı üzere kitap temelde bir psikoloji kitabı ve içeriğinde Freud’un görüşlerine fazlaca yer verilmiş. Psikoloji temeli olan insanların bu kitabı okumakta ve anlamakta zorlanmayacağını düşünüyorum. Ben okurken kısmen zorlansam da özellikle Shakespeare tragedyalarındaki karakterler üzerinden anlatılanların çok dikkatimi çektiğimi ve bu bölümleri büyük keyifle okuduğumu söyleyebilirim.