Hem de birbirlerini görüp duruyorlarken, bütün insanlar yargı önüne çıkarılıp “birbirleriyle yüzleştirilecekler.” İşte o anda “suçlu, o günün azâbından kurtulabilmek için” dünyada —Allah’ın emirlerini terk etme pahasına— kazandığı her şeyini “fedâ etmek isteyecek:”
Örneğin, bir zamanlar üzerlerine titrediği, öpmeye bile kıyamadığı kendi öz “çocuklarını,”
Ya da, bir ömür boyu aynı yastığa baş koyduğu hayat “arkadaşını ve” öz “kardeşini,”
Yâhut, “kendisini yetiştirip büyüten” ana-babasını, “ailesini,” aşiretini, kavmini,
“Ve hattâ yeryüzünde bulunan herkesi” fedâ edip cehenneme yollamak isteyecek; ta “ki, kendisini” azaptan “kurtarabilsin.”
“Hayır; o”nun hakkı, “alev saçan bir ateştir!”