Öyleyse, ey insanlar; gerçekleri olduğu gibi görmeli, Kur’an mesajını kendinize rehber edinerek dünya ve âhirette huzur ve esenliğe ulaşma yolunda çaba harcamalısınız. Bunun için yapmanız gereken, içtenlikle Kur’an’a yönelmek ve onu dinleyerek, okuyarak, inceleyerek anlamaya ve hükümlerini uygulamaya çalışmaktır. Başlangıçta anlayamadığınız veya yanlış anladığınız yerler olabilir; endişe etmeyin, eğer siz içtenlikle Kur’an’a yönelir ve onu anlama ve hayatınıza yansıtma yolunda çaba harcarsanız, Kur’an’ın tümünü okudukça Allah size bilmediklerinizi öğretecek ve Kur’an’ı doğru anlamanızı sağlayarak sizi büyük hatâlara düşmekten koruyacaktır. Nitekim, ayetlerimizle ilk tanıştığı sıralarda Elçimiz Muhammed bile onu öğrenme ve anlama konusunda zorluk çekeceğini sanmış, Biz de onu şöyle teskin etmiştik:
Ey Muhammed! Cebrail sana Kur’an’ı vahyederken, “onun” bir kısmını unuturum endişesiyle, ayetleri çabucak ezberlemek “için dilini aceleyle oynatıp durma.”
Korkma, “onu” senin yüreğine ve zihnine “yerleştirmek ve” gerektiğinde “okutmak Bize düşer.”
“Öyleyse, Biz onu” Cebrail aracılığıyla sana “okuduğumuz zaman, sen” yalnızca “onun okunuşunu takip et.”
“Sonra” kalbini ilim ve hidâyet nurlarıyla aydınlatarak “onu”n anlamını “açıklamak da Bize düşer.”
Öyleyse ey müminler, siz de kendinize Peygamberi örnek almalı, Kur’an’ı acele etmeden, düşünerek ve özümseyerek okumalısınız.