Belki de ruhumun en incesiydi gözlerin.
Var olan tüm evrenin merkeziydi.
Bir düşün hiç keşfedilmemiş bir kıta.
Yada kıyamet kopmadan gidilmiş bir cennet.
Belki de aşkımın cehennemiydin
Sen...
Aşk, tanımı olmayan, çoğu zaman bir takım hormonlarının salgılanması ve kişinin öz değer yargılarının kendisine hitap eden kişiye bir takım şeyleri sığdırmaya çalışıp hatrı sayılır bir ihtimalle sığdıramadıktan sonra yaşanılan hayal kırıklığı ve hissedilen o acının edebi şahsiyetler tarafından kaleme alınıp aslında o eserlerde birinin yorumunu okumamızdır. Aşkı anlatabiliyorsan muhtemelen daha yaşamamışsındır... (Sanırım bazı şeyleri ele verdik. :) )
Her saniye diyebilirim. Saatler dakikalar gibi geçerdi.. gün desen bir saat bile değil.. Sabah geldiğini bilmesem ağlayacağım gitmesin bir kaç saat daha dursun diye.. Gittikten sonra da yalnız kalınca gittiğine ağlardım.. Yalnızlığıma zaten alışkındım, O'nsuzluğuma ağlardım.. Çocukların çok zoruna giderek, ağladığı gibi..
Bir yanılmasa olur içinde bilmediğin sularda yüzüyor gibi. Aşk sanarsın adını aşk koyarsın sanki hep varmış gibi. Her anın, her duyduğun, her gördüğün aşkmış gibi. Ve rüyadan uyanınca aşkın bir sızı olduğunu ancak ilk gördüğün gibi olmadığında anlarsın. Ancak ve ancak ruhunun bildiğine aşk denilir. ⭐