·224 syf.··Beğendi
···Okunma: 04 Şubat 2024 11:36 Yazar kitabı dört bölüme ayırmış : Toprak, Ateş, Su ve Hava. Her bölümün kitabın dört ana karakterinden biri ile ilişkili olduğunu düşünüyorum. Toprak: baba, Ateş: anne, Su: eski eş Antal ve Hava : İza. Kitabımız 2.dünya savaşı sonrası 60'lı yıllar Macarista'nın da geçiyor. Yer yer geçmişe giderek, akıcı bir şekilde ilerliyor hikaye.Hikaye öyle güzel açılıyor ki her bölümde sizi kendinizle de yüzleştiriyor. Okuduğunuz İza'nın mı sizin mi öykünüz, bilemiyorsunuz bazen. "Duygusal Zayıflıkları" red eden, her duruma analitik yaklaşan üstün zekalı bir bireydir aslında İzabella. Erken konuşmuştur, hep çok başarılıdır, ailesinin yaşadığı haksızlık karşısında bile yıllar sonra o akıl edip 'iadei itibar' için başvurmuştur. Çünkü İza bu şekilde ilerler, geçmiş acı doludur, gelecek için güçlü olmak, detaylı düşünmek gerekir. Peki bu kadar detaylı düşünmenin yanında, derinden sevmek ve bağlanmak! İşte İza bunları red eder, o ancak ' işini aksatmayacak' ölçüde verebilir kendini. Hikayenin en can alıcı kısmı da bana göre İza'nın kendisi ile yüzleşmesiydi. Savaş'ın açtığı her türlü yarayı geride bırakıp, tüm sevdikleri için yep yeni kusursuz bir gelecek kurmak isteyen, zeki ve çalışkan bir bireyin aslında duygusal sakatlığını fark etmemesi, en sevdikleri ve onu en çok sevenlerin neden gittiğini anlamamasıydı. İza' nın erteldiği tüm acılar bir anda yoluna çıkınca geçmişten ve gelecekten kaçamadı.
...
İza'nın şarkısı yok! Acılardan kurtulmak için geçmiş ile bağlarını kesen; bir resmin, bir şarkının, eski varoş bir mahallenin anlamından uzaklaşan ; insan ile ilişkisini robotlaştıran İza'nın, bastırdığı tüm göz yaşları bir avazla acı bir şarkıya dönüştü malesef!
...
İza için çok üzgünüm! Ve bizleri de İza'ya dönüştüren modern zaman telaşlarından kaçamadığımı fark ettiğimden kendim için de üzgünüm!