Yalnızlıklar , yalnız kalınmışlıklar , yalnız kalmak zorunda olanların sesi , dili olmuş resmen bu eser. Yüreğin çırpınış sesini duyuyorsunuz ya da yaşanılan pişmanlıkları, geriye dönüş yolunun olmadığını öğreniyorsunuz.
Acı tecrübeler, geç kalınmışlıklar , birilerine sebep olmak yaşadığın bütün ömür omuzlarına binen birer yük olmuş gibi yalnızlığı okumak istiyorsanız bu eser ile taşımanızı tavsiye ediyorum.
İçerisin de 8 öykü var ki bu öyküler yazarımızın dediği gibi herhangi bir insanın yaşayacağı türden yaşanmışlıklar içeriyor . Bizi bize anlatan öyküleri yalın , sade bir dille aktarmış bu eser bizlere .
Bir fotoğrafla aşkı bulduğunuzu sanıp , düşüncelere dalarken aynı anda kaybettiğinizi düşünün ... Bir babanın dev dalgalar ile oğlunun ellerinden kayıp gittiğini düşünün ... Ve yıllarca kaybettiği yerde bir kulübe yapıp öldüğünü bildiği halde geleceğini beklemesi , hayal etmesi ne acı ...
Deprem ülkemiz için büyük bir sınav . Depremi an ve an yaşayıp göçük altında kalmış bir yalnızlığı okurken , son yaşanılmış çaresizliği düşünün...
En çok etkileyen beni bir abinin kardeşi için kınalı kuşu getirebilmeye çalışması . Sebep olup onu yıllarca sırtında bir yük gibi taşımayı düşünün...
Her öykü bizi bize anlatıyor. Bizim yaşadıklarımız, gördüklerimiz , tanık olduklarımız , yaşadıklarımız satırlara dökülüp gerçeği öyküleştirerek yazmış yazarımız . İyi ki de yazmış .
Emre Çelik