şükran yiğit kalbimdeki cümleleriyle yazma arzusumu ayyuka çıkaran yazarlar köşesinin en nadide yerlerinden birine sahip artık. bir süredir dinliyorum radyo şarampol'ü ve çok tuhaf, hayatımın/çocukluğumun bir parçası gibi hissetmekten kendimi alamıyorum. yeniden altı yaşındayım sanki, henüz çaprazımızdaki iki gecekondu yıkılmamış. incir ağacının altında arkadaşlarımla oyunlar oynuyorum. vakit ikindiye vuruyor sonra, eve çıkıyorum, balkona. binamızın boyunu aşan koskoca ağacımızın dalları arasından sokağın başını görmeye uğraşıyorum. bunların hiçbiri uzun zamandır yok. hasret her zaman bir kişiye değil ya, benim hasretim de o ağaca, o zamana. işte böylece, şükran yiğit hasret duygumu cayır cayır körüklüyor, beni hüngür şakır zırlatıyor. canım yazar. iyi ki yazmışsın. teşekkür ederim.