İki yıldır kitaplığımda bekleyen bir kitaptı. Okumayı geciktirdiğime pişman olduğum bir kitap oldu. Kitabın adının hikayesi bile harika Fahrenheıt 451 “Kitap kağıdının tutuşmaya başladığı sıcaklık”.. bu kitapta korkuyu ve dramı hissedersiniz ancak kelimeler bunu açık açık dile getirmez. Yazar bu durumu harika işlemiş. Elinize somut şeyler vermeyip biraz daha yüzeysel geçip alt metni sizin yakalamanızı istemiş. Kitapta alışılmışın dışında itfaiyeciler yangın söndürmek için değil, yangın çıkarmak için kitap yakmak için varlar. Bu ülkede Kitapların insanların yaşamında tehlikeli bir yere sahip olduğu düşünülür. İnsanların artık günlük konuşmaları sadece alışveriş yeme içme ve gezme üzerinedir. Bu durumda kitaplar onları düşünmeye sevk ettiği için tehlikelidir. Montag isimli itfaiyeci başta kitap yakarken onu düşünemeye sevk eden Clarisse’yle tanıştıktan sonra kitap yakmayıp tehlikelere rağmen kitapları saklayan ve bunun sonucunda evini,işini kaybedene bir suçlu olur. Benim burada etkileyen güzel bir detay var. Montag’ı evinde kitap sakladığı için şikayet eden kişinin eşi olması. İnsanların bu korku ütopyasında nasıl da yabancılaştıklarını görebiliyoruz. Fahrenheıt 451sayesinde bir korku ütopyasını ve insanın kendine, beynine ve birbirine yabancılaşmasını görüyoruz. Aslında abartmış olmasam günümüz insanı derim. Özetle kesinlikle herkesin okuması gereken bir kitaptı.