Puan vermedi·494 syf.····Okunma: 14 Mart 2024 00:00 Merhaba,
Esasında bu kitabı twitter'dan tanıdığım birinin tavsiyesini dikkate alarak satın aldım ve okudum.
Onlar da İnsandı Kırım'ın bir Tatar Köyü'ndeki yaşamı ve köylüleri seçerek , Rusya'nın bilhassa komünizmin onlara uzanıp hayatlarına verdiği zarara değiniyor.
Kitabı okudukça Tatar köylülerine kızıp , yazarın klasik vicdan ve mazlum edebiyatı yaptığını düşünürken , nihayetinde kitabın ana fikri olarakta gördüğüm şu pasaj beni biraz teselli etti.
"Kendiniz okumadınız, bizi de okutmadınız İsterdim babamdan beni Yalta mektebine vermesini. Ulan,sen toprağın adamısın, insan toprağı bırakır da oturur mu mektepte, dedi. Bekir Dayı! Siz Molla İreceb'in Ellezi papağan gibi söyleyen insana okumuş diyorsunuz, öyle mi? Ama ben diyorum öyle değil! Asıl låf bilen, mektepe okuyandır. Siz evvelce okuyup bizi de okutsaydınız bugün o yolu Ruslar değil biz yapardık. Asfaltı da biz döşer, tanabile de biz binerdik. Hem biz binseydik yolda kada olmazdı. Şoseye asfaltı biz döşeseydik, köylünün tarlanmı toprak da devirmezdik. Doğru mu Enver Ağa?
Doğru!
- Eh! Şimdi neye yaradık? Taş taşımaya, İvan gibilerin emirlerini dinlemeye!"
Yazarın Tatar köylüleri gibi onun da ya da onlarında garip ve insan olduğunu düşündüğü İvan ile gelen belalar ve Tatar Köylülerinin her defasında İvan'ı affedişi kitapta öne çıkıyor.Sonlara doğru iş çığrından çıkmaya ve "komolizma" kendini belli etmeye başlarken kitap boyu İvan karakterinine bela diledim.
Bu kitap coğrafyamızda hiç yabancı olmayacağımız insan manzaralarını barındırırken bugün yine aynı tarz manzaralar devam ediyor ve elden hiçbirşey gelmiyor. Güçlünün altında kalmamak için belki de okumak üretmek ve çok çalışmak tek çözüm olarak duruyor. Bu kitapla bunuda anlamış bulunuyoruz.