Selamlar, yine bir tarihi kurgu ile geldim. Bu seferki minik fark beklediğimiz savaş hamlelerini, aksiyonu er meydanında yapamayacak, satranç taşlarının ardından akıl oyunları ile göreceğiz.
Şehzade Selim hiç şüphesiz atası Mehmet Han kadar cesur, yiğit bir lider olmasıyla beraber içi içine sığmıyordu son dönemde. Safavi Devleti’nin kurucusu ve Şahı olan Şah İsmail adında henüz çocuk yaştaki bir lider hakkında kabullenemeyeceği şeyler duyuyordu sürekli…
Küçük yaşına rağmen Osmanlı Devleti’i ile iyi ilişkiler kurmak ister gibi görünüp, yıkmak isteyenlerle iş birliği yapmaktan çekinmeyen ve Osmanlı topraklarında rahatça at koşturup kendi sınırlarını kendisini belirleyecek kadar deli cesaretine sahip bu çocuğu tanımak Şehzade Selim için hayallerine bir adım daha yaklaşmak için önemli bir adım olabilirdi..
Her şeyi farklı olan bu iki cesur karakterin tek ortak noktası ise satrançtı. Üstelik Tebriz’de Sarayında Şah’ın kendisi ile satranç oynamak isteyenleri asla geri çevirmediği ve karşısına geçip zeki hamlelerle kazandığı da kulağına çalınıyordu.. Bekleyemezdi, savunmada ise kalamazdı daha fazla saldırıyı seviyordu ama önce düşmanını iyi tanımak gerekiyordu..
O şehzade Selim di.
Beş parasız bir derviş kılığında hem de silahsız şehre girecek ve mutlaka Şah ile karşılaşacaktı!
Sonunda kazanan kim olacaktı dersiniz…