Tarihi araştırmaları, ilginç bilgileri severim, özellikle de böyle doğaüstü güçlerle ilgiliyse diyorsanız, Vampirler ve Avcıları keyifle okuyacağınız bir kitap. Konuya dair sadece popüler kültürün sunduğu kurguları okuduysanız bile bir temeliniz var demektir. Kitabın benzer araştırma kitaplarından farkı ne derseniz, o da sadece vampir kavramına değil avcılara da odaklanması. Yazar burada, çoğunlukla göz ardı edilen ilginç bir noktaya değiniyor aslında. Vampirler ölüler dünyasından buraya geçiş yapabilen ve bazı güçleri olan varlıklarsa, avcının yani vampir görücünün de diğer tarafla bir bağlantısının olması, vampiri nasıl yok edeceğini bilmesi gerekir. Bu da avcıların güçlerine ve özelliklerine dair bazı ilginç bilgilerin var olduğunu gösterir. Ki kitapta da yazarın bu konuyla ilgili oldukça kapsamlı araştırma içeriklerine rastlıyoruz.
Tarihsel sürece baktığınızda, tüm bu doğaüstü varlıkların, kötülük kavramına bir isim verme ihtiyacı ile ortaya çıktığını görüyorsunuz. Bugün parçalanmış, kanı içilmiş bir ceset bulunsa, bunu yapan bir psikopat ararsınız. Fakat yüzyıllar öncesinde bunlar, belki de köylünün korkularını yönetmek için farklı şekilde isimlendirilmiş. Özellikle vampirler, ölüler ve mezarlıklarla ilgili kabul edildiğinden, canlı bir suçlu aramaktansa, zaten ölmüş olan birisini suçlamak daha kolay bir çözüm olmuş. Ve mezarlıkta bir vampir varsa, bunun salgına dönüşeceği gibi bir inanışla da hemen yok edilmesine karar verilmiş.
Yıllar içerisinde, bu konulara önce din sonra da bilim ile cevap verilmeye çalışılmış. Eğer mezarlıkta bozulmayan bir ceset varsa bunun vampirlikle değil, hava koşulları ve uygun ortam ile ilgili olduğu açıklanmış. Fakat yazarın da belirttiği gibi, vampirin kaderi her zaman yeniden dirilmek olmuş. Çünkü edebi bir figür olarak yıllardır kitaplarda karşımıza çıkıyor ve edebiyata yerleşmiş bir figürü öldürmek öncekinden daha zor.